serseri  

başlık içinde ara
  1. başıboş insan, hayta.
    (kendini arayan adamin kendi 09/09/2009 18:41)
  2. bir necip fazıl kısakürek şiiri

    --alinti--

    yeryüzünde yalnız benim serseri,
    yeryüzünde yalnız ben derbederim.
    herkesin dünyada varsa bir yeri,
    ben de bütün dünya benimdir derim.

    yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
    aradım bir ömür, arkadaşımı.
    ölsem dikecek yok mezar taşımı;
    halime ben bile hayret ederim.

    gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
    ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
    bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
    gölgemin peşinden yürür giderim...
    1924

    --alinti--

    (kendini arayan adamin kendi 09/09/2009 18:43)
  3. farsçada akılsız, ahmak anlamına gelir. ancak kullanırken seri serinden aşkın adamı tanımlarken kullanılır. normatif olmayan, davranışlarını sınırlarken normlara değil anlık değer örgülerine göre kendini ayarlayan adamdır serseri.
    (namutedilalbatros 02/10/2009 17:27)

  4. --- alıntı ---
    kalbim aşkının bir esiri
    seven kalpse bir serseri
    sevgi tanrının eseri
    sevdim oldum serseri

    ne gündüzüm gecem var
    koca dünya bana dar
    çok üzgünüm kederli
    kalbi kırık serseri

    kalbim aşkının bir esiri
    oldum ona bir sevgili
    cekilmez oldu bu hayat
    veda edip gitmeli

    ne gündüzüm gecem var
    koca dünya bana dar
    çok üzgünüm kederli
    kalbi kırık serseri
    --- alıntı ---
    (eomer 24/09/2010 14:16)
  5. yeryüzündeki artist ve sevilen kardeşimizdir.


    **************** öğleye doğruya doğru *****************

    gökyüzü, tüm denizler ve bütün atmosfer onun hizmetindeydi. sadece görerek dünyanın en zengin adamı olmak böyle bir şey olsa gerekti. fiziki gözü kör olan mutmainler müstesna. o sırada onun yollarına kaldırım taşlarını döşeyen işçileri gördü. yanlarından geçerken;

    - aman ustalarım güzel döşeyin yollarımın taşlarını, insanlar takılıp düşmesinler emi, dedi gülümseyerek.
    işçiler ne olduğunu anlamaya çalışırken ilave etti,

    - düzgün olsun taşlar da yerlerine tam oturmasalar da olur, hani yağmur sonrası üzerine basınca su fışkırtanlar var ya, onlardan bırakın birkaç tane. tirildek kıyafetleri çamur olunca ağlayanları görüp de haz duymamak olur mu ya?

    işçilerden bazıları kafasını iki yana sallayarak "çattık deliye" mimiği veriyorken,

    - kanındaki pisliğe bakmaz da ayakkabısındaki çamura ağlar gerizekalı! dedi, daha düşük ama daha kudretli bir sesle. ve yoluna devam etti.

    işçiler gülüyordu, o da işçilerin neden güldüklerini biliyor vefakat yine de emekçi kardeşlerine tebessümle mukabele etmeyi ihmal etmedi. şimdi yetişmesi gereken bir yer ve görüşmesi vardı. fazla oyalanmak da gereksizdi.

    biraz yürüdükten sonra varmıştı. iş merkezinin önündeydi. 20'nci kata çıkacaktı. kafasının içinde "yirminci kat yirminci kat" diye tekrar etti bir kaç sefer.


    ************************** bir fasıla sonra *********************

    "beyefendi bir dakika randevunuz?" deyip arkasından koşan kızcağıza doğru bizim duyamayacağımız bir şeyler fısıldadı. bunun üzerine sekreter hanım durdu ve yüzünde oluşan tebessümünü patronuna göstermeden uzaklaştı.

    içeriye doğru döndü geniş ve uzun masanın arkasında patron koltuğunda onu bekleyen "ne olacak?! bu da kim, nerden çıktı?" tedirginliğindeki bakışlara doğru;

    - selamünaleyküm, deyip ilerledi ve karşısına oturdu.

    - ee buyurun, ama randevunuz, (derken sözünü kesti)

    - önce bir selamımı alsaydın,

    - (hafif gevşer gibi oldu) eheh meraba, randevunuz demiştim ama (yine sözünü kesti)

    - meraba mı? allah'ın selamı üzerine olsun dedim birader, o ne öyle? neyse aleykümselam. randevum var. dünden. (o sırada patronun önündeki isminin yazılı olduğu sarı tunç levhaya takıldı gözleri) de yalnız bu isim levhası ney böyle, altın rengi yaldızlı maldızlı allah kahretmesin. ne yavan bir çözülememiş kapitalist feodallik bu kardeşim. burayı dizayn eden iç mimar görse istifra eder bak ona göre.

    - lütfen beyfendi, odama izinsiz girdiniz şimdi de aile geleneklerimize laf atmayın. ne istiyorsunuz onu söyleyin.

    - hiçbir şey istemiyorum. sen kimsin ki senden bir şey isteyeyim. sana bir çift yazıklar olsun için geldim.
    patron sanki sinirlenmişti;

    - lütfen odamı terk eder misiniz? güvenliğe haber vermek (sözünü keser artık mutad olduğu üzere)

    - bana bak, levhasına 'adil' yazdırmış herif, kılıma dokunursan veya dokundurursan buradaki sekreter kızcağızlara taciz ettiğini karın duyar ve sonuçlarına katlanırsın. çok durmam giderim hem, mezbele gibi burası…

    - saçmalamayın ne tacizi?

    - de get lan! kızcağıza giydirmişsin kısacık eteği utana sıkıla çekiştire çekiştire geziyo ortalıkta, rahat hareket edemiyor bile, odana neden ben önce girebildim sanıyorsun? bunları karın duyarsa ne yapar sana? sabah sana giydirdiği bu cicilerle birlikte nah şu yirminci kattan sallar seni aşağıya, de mi? (hafif tebessümü de eksik etmez)

    - bakın, saçmalamayın, rica ediyorum, işlerim var (el işaretiyle sözünü keser)

    - tamam adil denen kişi, neden burdayım? çünkü sen dün ayşegül adındaki bir kızcağızı işten kovdun, arkadaşları içinde azarlayarak ve ne olup bittiğini soruşturmadan. çünkü ayşegül denen kızcağızın vücudu ve meşrebi senin istediğin gibi mini etek giydirmeye müsait değildi ve sen işini iyi yapmasına rağmen onu kovmak ve yerine daha fit daha pazara uygun birini bulmak için fırsat kolluyordun!

    - tamam tamam şimdi anlaşıldı, (arkasına doğru yaslanarak) demek ayşegül'ün abisi sizsiniz, hemen kısaca durumu izah edeyim, (sözünü ..)

    - yok öyle fiziki akraba filan değilim ama kızcağızı dün o yolun kenarında ağlarken gördükten sonra, evet! bütün ayşegülllerin abisiyim evelallah! sen kendi pespayeliğine bak! izah mizah istemiyorum hem, unuttun mu bir şey istemeye gelmedim demiştim.

    - bakın durum hiç de sandığınız gibi değil, ayşegül gerçekten işini aksatıyordu ve dünkü olayla artık, (birden duraladı, derinimsi bir nefes alıp iyice arkasına yaslandı) bi dakka ya ben niye sana hesap veriyorum ki, önce odama daldın şimdi beni sorguya çekiyorsun, bu iş yeri benim ve istediğimin işine son veririm kardeşim!

    - sen! adil ismindeki kişi, arkana resmini koyduğun babanın mirasyedisi olduğun her halinden belli. babanın hacı sakallarının senin üzerinde evrildiği top sakaldan bile. ben diyeceğimi dedim, sana yazıklar olsun, eğer ömrün olacaksa da çekeceğin sıkıntılar belki seni aslına rücu ettirir. şimdi ben gidiyorum ve sen karşımdan defoluyorsun, çok şükür.

    işin içine varabildiği gerçeklikte en çok kıymet verdiği babasının karışması üzerine bir tedirginlik salıverdi. yaslandığı yerden doğruldu;

    - bir dakka, durur musun? el işaretiyle oturmasını rica etti.

    patrondaki imana gelmiş gözlere baktı, merakı uyanmış gibi hafif geri durarak geniş açıdan bakmaya çalıştı, tekrar oturdu.

    - aslında babam dün yaptıklarımı görse kızardı bana, haklısın.

    - ne oldu lan nasıl birden imana geldin şimdi?

    - dalga geçmeyin lütfen. baban dediniz ya, babamla son görüşmemizde bana, çalıştırdıklarına ismin gibi adil ol, diye öğüt vermişti, şimdi ise (sözünü keser ve hafifçe doğrulur)

    - amaaan ne klişe ne yeşilçam kokulu mirasyediymişsin sen be, tamam tamam ben gidiyorum, romantikleşme şimdi, bir hulusi kentmen eksik.

    - eee bi dakka, ayşegül'ü çağırayım, tekrar işe başlasın, ne dersin?

    - bana ne ister çağır ister çağırma, kimin rızkı nerdeyse orada karnını doyurur, hadi eyvallah. dedi hızlıca adeta kaçarcasına odayı terk etti. iş yerinden çıkarken de sekreteryadan iş yerinin numarasını aldı ve bir hafta içinde ayşegülün işe başlayıp başlamayacağını öğrenmek için arayacağını ve artık istedikleri gibi giyenebileceklerini ilave etti ve selam verip ayrıldı.

    ********************** 26 dakika önce **************************

    rükua eğilir gibi ellerini dizlerine yaslamış merdivenlerin başında nefesleniyor bir yandan da "bak sen şu güvenlikçi kardeşime, aynı hamurdanız diyorum adam beni içeri almıyor, giremeyecektik nerdeyse" diye söyleniyordu. neyse ki kazasız belasız geçmişti güvenlikçi bölgesini. fakat asansör bölgesine geçemediği için şimdi merdivenlere mahkumdu yukarı çıkmak için. ve onun için bu zorluklar doğru yolda olduğunun habercisiydi. "semiallahu limen hamideh" dercesine doğruldu yüzünde tebessüm, merdivenleri çıkmaya başladı.
    yirminci kata çıktığında önce sağa sonra sola baktı ve mırıldandı:

    - demek adil'in yeri burası, görgüsüz nal gibi aaşe yazdırmasa olmayacak!

    içeri girdi, kafalarının üstünde ‘danışma' yazan bir levhanın sallandığı bölmenin arkasında iki adet kızcağız karşıladı;

    - buyurun, nasıl yardımcı olabiliriz?

    - yirminci katta ne yapıyorsunuz siz allah aşkına? off neyse adil burada mı?

    kızcağız önündeki ekrana bakarak;
    - adil bey'le görüşecekseniiiz, randevunuz var mıydı?

    - şu tarafta mıydı odası? (hissi kablen vuku buluyordu)

    - eee şey beyefendi, siz buyurun oturun biz haber (derken çoktan o yöne yönelmişti bile)

    arkasından koştu, "beyefendi bir dakika, randevunuz?" derken kıza doğru hafif eğilerek bizim duyamayacağımız bir şeyler fısıldadı. dikkatle dinlermiş gibi gözüken ve sonra gerçekten dikkatle dinleyen kızcağız, "anladım" dercesine başını öne eğip tebessüm ederek uzaklaştı.
    (mulkiyetsiz 09/08/2011 00:25)
  6. acemice yaşayandır..türkiyede serseri gibi olmak istemeyen ama mecburen serseri olan bir sürü insan var.ve o kadar çoklar ki yakında mecliste temsil edilme hakkı isteyecekler. o derece oğul..
    (feryâd-i ebkem 09/08/2011 12:27)
  7. bilhassa namutedialbatros kardeşimizin tanımına göre içine cuk diye oturduğum sıfat.

    annem ne iş yapıyorsan iyi yap derdi. işimin hakkını vermeye çalışıyorum annecim. için rahat olsun.
    (demguzar 10/02/2017 10:10)
  8. bir türk filmi. sadri alışık oyunculuk öğretiyor. şizoid kazım'ın hikayesi anlatılır. "muslihiddin iyi adamdı" tamam öyle. seyredin iyidir.
    (sacak alti 10/02/2017 10:15)
  9. okan yalabık&gamze özçelik'in başrol oynadığı dizi idi. zamanın şartlarında oturup izlerdik. şimdi olsa izler miyim? -sanmam.
    (pentagiller 11/02/2017 02:11)
  10. öyle aman aman güzel olmayan bir çamur'un şarkısı. şöyle sözleri var:

    yaşamak ağır işmiş
    sebebi yok ömrümün
    baktım her şey değişmiş
    düş mü yoksa gördüğüm

    nefes alamaz oldum
    her şey üstüme geldi
    meleklerle huriler
    alemin bütün derdi

    şarkı söyle serseri
    şarkı söyle serseri

    babamın türküleri
    annemin ninnileri
    rüyalar ülkesinde
    sevdiğimin gözleri

    şarkı söyle serseri
    şarkı söyle serseri

    yağmur ıslatmaz mı ki
    güneş ısıtmaz mı ki
    yatsa yarim dizimde
    derdim azalmaz mı ki

    nesi güzel bunların
    gece yine susacak
    her şey yine hep aynı
    güneş yine doğacak

    (sacak alti 13/06/2018 13:09)

mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.