allah  

başlık içinde ara

  >>

  1. alemlerin rabbi, her şeyin sahibi.
    (iyi misin 12/08/2009 08:41)
  2. yirmi sekiz bin alemi sıfır hacimden sonsuz yoğunlukta ve bir anda yaratan.
    (karambol 12/08/2009 08:53)
  3. kelime olarak, bütün ilahi sıfatları kendisinde toplayan zat a delalet eden özel isimdir.

    bu ismin etimolojisi hakkında hiçbirisi kesin olmayan çeşitli fikirler vardır. en güçlü ihtimale göre bu lafzın aslı, "ma bud" manasına gelen "ilah" kelimesinin ma rife şekli olan el-ilâh tır.

    buna göre allah, belirli olan, gerçek ilah/tanrı demektir.

    ilahın/tanrı nın tek olması ve bu lafzın çokça kullanılması nedeniyle, artık, ilâh denilince akla sadece o geldiğinden, kısaltılarak allah denilmiştir.

    arapça da harf i tarif denilen el takısı, başına geldiği kelimeye belirlilik ve kemal/olgunluk/en üst seviye anlamları katar. *

    kitâb-kitâbun = herhangi bir kitap.
    el-kitâb = belirli, bilinen bir kitap, en çok da kuran ı kerim hakkında kullanılır.

    dolayısıyla, uluhiyeti belirtmek için, şu an konuşulmayan, ölü dil durumundaki akad, ugarit, fenike dilleri ve halen konuşulan arapça, ibranice gibi sami dillerde de bu el takısı kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

    bu da bize, tarihin başlangıcında aslen tek tanrı fikrinin hakim olduğunu, monoteizmin, politeizmden daha önce, gerçek ve tabii ve kendinde bir varlık alanı olarak var olduğunu gösterir.

    yani demek ki, en eski dönemlerden bu yana, dünyanın dört bir yanına dağılmış insanlar, el-ilâh olan gerçek ilah a, yani allah a kulluk ediyorlardı, o nun adını dilden dile dolaştırıyorlardı.

    cahiliye devri arapları da, gökleri-yeri, bütün canlıları yaratan, yağmuru indiren, yeryüzünü canlandıranın allah olduğunu kabul ediyorlardı.

    fakat zaman içinde, allah hakkında sahip oldukları sağlam düşünceleri ve ilahi beyanları unutan, böylece kafalardaki allah tasavvurlarını bozan her kavim gibi, onlar da çok uzaklarda bir yerde olduğunu düşündükleri bu yüce varlığı unutmuşlar, ibadetlerini o nun kızları ve oğulları olarak varsaydıkları bazı tanrılara yöneltmişlerdi.

    böylece bu kendi kurgularından ürettikleri sanal tanrılara ibadet ederek, bu sanal tanrıların allah katında kendilerine şefaatçi olacaklarına inanıyorlar, allah ı da arada sırada bir felaket, afet sırasında hatırlıyorlardı.

    islam ın diriltici nefesi arap yarımadasından başlayarak dünyayı hakiki iklimine kavuşturmaya başlayınca da, insanlardaki bu ve benzeri çarpık allah tasavvuru hakiki mahiyetine kavuşmuş, islam, allah ı, isim ve sıfatlarıyla, en güzel bir şekilde insanlara tanıtmış, marifetullah ufuklarına ulaşmanın kapılarını açmış ve insan ile allah münasebetini en sağlıklı bir şekilde kurup sürdürmenin imkanını ve pratiğini sağlamıştır.

    bu itibarla, sağlam bir allah marifetine sahip olabilmek için, allah ın isimlerinin ve sıfatlarının bilinmesi ve layıkıyla kavranabilmesi hayati öneme sahiptir.

    "insanlar, kendi cinsleri arasındaki karışıklığı önlemek için birbirlerine özel isim takarlar, ancak gerçek tanrı tektir, kim olduğu bellidir, dolayısıyla o nu ayırt etme ihtiyacı yoktur, o halde o nun isimlerinin bilinmesine de gerek yoktur" diyecek filozof akıllılar çıkabilir.

    ancak açıktır ki, beşeri realitede isim, sadece hemcinsleri ayırt etmek için kullanılan basit bir etiketten ibaret değildir. aynı zamanda, isim sahibinin varlığını ve şahsiyetini tamamlayan bir unsurdur da. hatta, adı olmayan, ismi konulmayan şey, adeta yok hükmündedir. ancak var olan bir şeyin adı anılır.

    işte bu sebepten, tanrı, benzeri olmasa da özel bir isim taşır.

    kaldı ki isim, beşeri gerçeklikler ölçeğinde bir objeye tekabül eder, onun varlığını hepten ve mahiyetini de kademe kademe açığa çıkarır, izhar eder. bir insanın özü, onun adında odaklaşır. bu haliyle, özellikle de insanlar için isim, diğer insanlar arasında var olup sürdürülebilir bir varlığın adeta olmazsa olmaz şartıdır.

    insanlar, bütün benlikleriyle yöneldikleri rahman ve rahim bir allah a yalvarırken, dua halinde onunla muhatap olur ve o na sığınıp niyazda bulunurken, kullanacakları bir takım isimlerin bulunması şarttır.

    sonuç: allah ın hem özel ismi hem de esma ül hüsna olarak belirlenen bütün isimleri, o nun bilinip tanınmasında olmazsa olmazımızdır.
    (kaylûle 12/08/2009 14:02)
  4. lafza-i celaldir, cenab-ı hakk ın özel ismidir.

    allah ın varlığı, varlık aleminde kendinden gayrı var olan her şeyden daha açık ve seçik ve net ve en bariz bir tarzda tezahür ettiğinden, o, kendi zatını, bu tezahürü ifade eden birçok isimle anmıştır.

    allah ın zatı sıfatlarıyla, sıfatları da ancak isimleriyle bilinebilir.

    bütün kainat ve içinde işleyen her şey, her hareket, incir çekirdeğinin incir ağacı olana kadarki geçirdiği safhalardan, bütün kimyasal reaksiyonlara kadar her türlü oluş ve bozuluş, allah ın isimlerinin tecellisidir. yani o nun isimlerinden birisine dayanır ve o nu gösterir ve o nun kainat üzerindeki yaratıcılığını, rahmaniyetini, rahimiyetini, sanatkarlığını, hikmetini, kendinde var olan bütün sıfatlarının en kamil manadaki hallerini bildirir, herkese kendi çapına göre tanıttırır.

    allah ın isimleri de, ilahi vasıflardan ibarettir.

    nitekim, allah ı zât olarak kabul eden her din, o nu tanımak ve tanıtmak için çok sayıda aklî yüklemler kullanır. bu yüklemler, gerçeğe tekabül eder, salt sembolik ifadeler değildir. mesela; "allah rahimdir, kerimdir, affedicidir, mutlak kudret sahibidir" demek gibi.

    bu yönüyle islam dini, diğer semavi veya uydurma dinlerin başlarına gelen çarpıklıktan uzaktır.
    zira diğer dinler, en başta, tanrı tasavvurlarını veya allah a ait ilk temel bilgileri kaybettiklerinden veya değiştirdiklerinden bu hale geldiler ve hakkaniyetlerini kaybettiler.

    ancak, islam da, allah ın isimleri ve sıfatları, o kadar net ve sağlam bir şekilde ifade edilmiştir ki, müslümanların, bu isim ve sıfatları hakkıyla bilip, idrak edip, düşünce dünyalarını bu şekilde beslemeleri halinde, allah hakkında çarpık düşüncelere sahip olmaları neredeyse imkansızdır.

    dolayısıyla, her müslümanın, allah ın isim ve sıfatlarını iyi bilmesi, manalarını ve kainatla münasebetlerini iyi kavraması, kalp ve kafalarını bu isim ve sıfatların hakikatleriyle beslemesi, hayati öneme sahip olup, sağlam bir tevhid inancına ve sarsılmaz bir iman kuvvetine sahip olmanın da ön şartıdır.

    (bkz: esma ül hüsna)
    (kaylûle 12/08/2009 14:15)
  5. --alinti--

    yaratılmaları, hayatları, hayatlarını devam ettirmeleri, rızıklanmaları, yetiştirip büyütülmeleri, ölüp sonra diriltilmeleri, yerlerine yenilerinin gelmesi... gibi her türlü hususiyetleriyle bütün varlıklarda, bütün kainatta ve bütün zamanlarda tecelli eden ilahi isimlerin manasını muhtevi, her türlü kemal sıfatlarına sahip, akla gelebilecek her türlü kusurdan, eksiklikten ve noksan sıfatlardan berî (uzak), beşer aklının asla idrak edemediği ve edemeyeceği, eşi, zıddı, benzeri olmayan zât ın has (özel) ismidir.

    azınlık sayılabilecek bir kesimin farklı görüşlerine mukabil, alimlerin çoğunluğu, allah isminin kur ân ın diline başka bir yerden geçmediği, "lâh, lâhe" gibi başka kelimelerden türemediği ve mürekkep (iki isim veya bir isim bir ekten meydana gelen bir kelime) olmadığı konusunda ittifak halindedir.

    allah [c.c.], kendisi ne ibadet edilmeye ve hayatın gayesi yapılmaya tek hak sahibidir. (ma bud-u bi l hak, maksud-u bi listihkak).

    o, zatından dolayı sevilir.

    her şey allah a bağlıdır ve allah ile ayakta durmaktadır.

    kainatın yüzünün nuru ve ışığı allah kelimesidir.

    her hakikat allah a dayanır ve allah kelimesinin olmadığı yerde ilimler, evham, hayal ve seraptan ibaret kalır.

    o nun varlığı o kadar açıktır ki, bir insan, kendisinin ve kainatın varlığından şüpheye düşebilir, fakat o nun varlığında asla şüphe söz konusu değildir.

    o, tecellilerinin şiddeti veya yoğunluğundan dolayı görülmez.

    zatıyla, mevcud-u meçhuldür; eserleriyle tanınır. (ma ruf).

    eserleri isimlerine,
    isimleri sıfatlarına,
    sıfatları şe nleri (şuun), yani, allah oluşun, o ndan ayrılmaz hususiyetlerine ve tecellilerine,
    şe nleri de zatına aynadır.

    o nun nuru, o na bakan gözler için bir perdedir.

    o, ma bud olduğu için allah değil, allah olduğu için ma buddur.

    o, dertlilerin dermanı, yaralı gönüllerin şifasıdır.

    kalbler, o nu anmakla oturaklaşır.

    o nu bulan her şeyi bulmuş, o nu yitiren de her şeyi yitirmiş demektir.

    --alinti--

    kaynak: ali ünal ın allah kelamı kur ân-ı kerîm in açıklamalı meali isimli eseri.
    (kaylûle 12/08/2009 21:56)
  6. dinimizde tanrı nın ism-i hassı.. yani özel ismi.. allah bütün sıfat-ı cemaliyeyi mündemiç bir isimdir.

    mesela bir sahabe var çok sadık olduğu için "sıddık" demişler.
    o kişi aynı zamanda vefanın bir numaralı timsali olduğu için de "vefa insanı" diye bir isim koymuşlar.
    aynı zamanda o yanından hiç ayrılmadığı kişi tarafından "dost" olarak adlandırılır.. bunları artırabilirsiniz.. ama o kişinin özel bir ismi vardır ki o da hazreti ebu bekir radiyallahu anh tır. sizin isminiz hasan size hasan yerine "hey insan nasılsın" denmesini istemezsiniz; bu sebeptendir ki allah a tanrı demek pek muvafık düşmez. allahtan başka tanrı yoktur denilebilir.
    (lamelifye 16/09/2009 22:32)
  7. meryem suresi 64. ayet: ve melekler şöyle dediler: "biz yeryüzüne ancak rabbin buyruğuyla ineriz, gözümüzün önünde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan her şey o'na aittir. ve rabbİn asla hİÇbİr Şeyİ unutmaz!

    tâ-hâ suresi 52. ayet: musa dedi ki: "onlar hakkındaki bilgi yalnızca rabbimin katında mevcut. benim rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz!"
    (there are messages from god 27/09/2009 09:43)
  8. günlük tesbih adedi 66'dır; her türlü istek ve duasının kabul olunmasını isteyen bu ism-i şerifin zikrine devam ederse allah lafzı onda mütecelli olur.
    (bi-karar 10/10/2009 12:34)
  9. --spoiler--

    bu rubûbiyet sıfatları ile müttesif, gerçek varlığı ile münferit olan varlığın ismidir.
    Çünkü ondan başka her varlık bizatihi varlığa müstahak değildir. zira varlığı kendinden değildir. zatı itibari ile helâka (yok olmaya mahkumdur...)

    evet, allah tan başka her varlık helâka mahkumdur. yok ola­caktır, baki kalacak olan, ancak ve ancak o dur!

    lafza-i celâl bu mânâyadır. onun asıl kökü hakkında yani (allah) kelimesi hangi kelimeden meydana gelmiştir hususundaki ileri, geri fikirlerin serd edilmesi insana, beyhude çabalamaktan ve yorulmaktan başka bir şey kazandırmaz.

    faide

    Şunu iyi bil ki, bu isim, ( allah ) allah ın doksan dokuz isminin en büyüğüdür! Çünkü bu, içinden hiç bir şey müstesna olmak­sızın, bütün ilahi sıfatlan cem eden zâte delâlet etmektedir.. diğer isimleri ise, ilim, kudret, fiil gibi yalnız ifade ettikleri mana birimlerine delalet etmektedir..

    ve yine bu isim, allah tan başkasına, ne hakikat ve ne de mecazen delâlet etmeyeceği cihetiyle, bütün isimlerinden daha hasdır. yani daha özellik ve hususiyet ifade etmektedir.. diğer isimler ise, böyle değildir. ondan başkasına da ıtlâk edilip çağırılabilir: kadir, Âlim, halim gibi.. İşte bu iki sebeptendir ki, allah ismi, bütün isimlerin en büyüğü olmuştur...

    bir İncelik:

    diğer isimlerin mânâları, kula sübutu itibarıyla da tasavvur edilebilir. hatta merhametli kişiye rahim, bilgin olan kişiye âlim, sabırlı olana sabûr, çok şükredene şekûr denebilir.
    tabii allah a denmesiyle kula denmesi arasında farklar vardır. lakin "allah" ismi ise her ne suretle olursa olsun allah tan başkasına itlak edi­lemez.. yukarıda arz ettiğimiz gibi, ne hakikat cihetinden ve ne de mecaz cihetinden.

    bu ismin bu özelliği itibarı iledir ki, es sabûr, eş şekûr, el cebbar, el melik gibi isimler allah a izafe edilerek: "bunlar allah ın isimlerindendir,) denilmiştir de, allah ismi, sebûr ve Şekûr ün isimlerindendir denilmemiştir. zaten denemez de!

    neden mi? Çünkü, bu isim (yani allah ismi) ilahi mânaların hepsini içine alma itibarı ile daha şümullü ve daha kuvvetli oldu­ğundan, başka isimle tarif edilmesine hacet kalmamıştır. diğerleri ise ancak o na (lafza-i celâl e) izafetle tanımlanmıştır...

    tenbih:

    kulun bu isimden nasibi, son derece teabbud olmalıdır. yani allah a bütün kalbi ile bağlanmalıdır. hem de öylesine ki, sözü ondan başkasını görmemeli, ondan başkasına iltifat eyle­memeli, ondan başka hiç kimseden bir dilekte bulunmamalı (yani kimseye boyun eğmemeli), ondan başkasından korkmamalı!.

    "bu niçin olmasın ki, o bu isimden, o nun (allah ın) gerçek varlık olduğunu, o ndan başka ne varsa, bütün her şeyin fani, boş ve yokluğa mahkûm olduğunu anlamıştır....
    evet kişi, her şeyden önce kendisinin de yok olacağını her fani gibi haya­ta gözlerini yumacağını bilmelidir.

    nitekim resûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem kendisini yok saymış da şöyle buyurmuştur: arab ın söylediği beyitlerin en doğrusu lebid in şu sözüdür: "allah tan mâada her şey boştur."

    kaynak: imam gazali esma ül hüsna şerhi


    --spoiler--
    (kaylûle 10/10/2009 13:21)
  10. o hep orada. aslında o her yerde. sen ne kadar şımarsan da, ne kadar ibadet etsen de sabırla kullarını izliyor. allah'ım affeyle günahlarımızı. şımarık bir çocuğuz; ama seni seviyoruz.
    (fear of the shark 10/10/2009 16:32)
  11. kimsesizlerin sahbi.. alemlerin rabbi. en sevdiğim varlık.
    (settarsultan 11/10/2009 02:02)
  12. öyle büyüktür ki o her yaptığı rahmet her yaptığı merhamettir başka bir şey değil.
    (fenafillah 29/10/2009 08:27)
  13. bize kendini tanıtığı, anlattığı 99 ismi için

    (bkz: esma ül hüsna)
    (tuytun 31/10/2009 10:28)
  14. veren, alan..
    (akrep 31/10/2009 10:38)
  15. şu an yardımına en çok ihtiyaç duyduğum.. esirgemesin rahmetini üzerimden..
    (akrep 18/11/2009 13:47)
  16. sevgilidir, en sevgilidir. varlığından süphe duyulduğu anda öyle bir hissettirir ki hem kendisini hem de gücünü, tüm pişmanlığınızla sarılırsınız onun ipine. hem muhabbet duyar, hem titrersiniz azabının şiddetinden. "dünyada mıyım gerçekten ve ben neler yaşıyorum" diye bazen çimdiklersiniz kendinizi. "dünya neymiş acaba" diye düşünürsünüz. * *

    herşey gerçekten tüm anlamını yitirdiğinde, hani belki en sevdiğinizi toprağa verdiğinizde ya da büyük bir gücün yıkıldığını gördüğünüzde veya ulaşılamayacak ideolojileri farkettiğinizde hayata karşı tüm gardınızı düşürüp vazgeçmeye yeltendiğinizde; o'nun sonsuz gücü ve merhameti ve bağışlayıcılığı ve kudreti ve azameti ve sabrı ve yardımı hissettirir kendisini. yana düşmüş yumruklarınızı açar, ellerinizi semaya kaldırır, gözlerinizi kapar ve baş kesip diliniz damağınıza yapışıkken dua edersiniz. o'nun isimleridir zaten dualar, tüm sözler ondan bir cüz. ya bâsid dersiniz içiniz daralmışken, ya velî dersiniz yalnız hissediyorsanız, karar veremiyor, göremiyorsanız aslını ya lâtîf geçer gönlünüzden. kibirlendiyseniz ya cebbâr, ya âli, ya kahhar; günaha boğulduğunuzu hissettiğinizde ya rahman, ya rahim...

    allah herşeydir. "iyi ki var" denilecek tek kudrettir. dilden düşmesegerek, gönülden çıkmasa...

    onu farketmek için zaman ayırmalı insan. hızlı akan zamanı bazen onu bulmaya tahsis etmeli *. mesela markete veya manava gidip sebze ve meyveleri incelemeli. domatese bakmalı mesela. ama gerçekten bakmalı şöyle uzun uzun. evirip çevirmeli. kırmızısının tonunu farketmeli. sapındaki yeşilin o kırmızıyla ne kadar da güzel uyduğunu, o yeşil bağ/sap ile domateslerin nasıl birbirleriyle bağlandığını görmeli. farklı domatesleri mukayese etmeli. elindeki nesneyi incelemeli. bunda ciddiyim. domates gördün mü sen hiç mürteci kardeşim? ben 30 yaşımda gördüm ilk kez domatesi. naneye dere kenarında can veren allah; kelebeği serçeye, serçeyi de kediye rızık yaptı aynı gün içerisinde*. nasıl bir şaşmaz zincir. parmaklarını incele istersen, dilersen toprağı kokla. o kudreti ve şaşmaz iradeyi görmemek mümkün değil.

    kendisini kullarına böyle tanıtan allah'a hamdolsun...
    (esrar 08/12/2009 11:01)
  17. "en güzel isimler allah ındır. o halde o na o güzel isimlerle dua edin. onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır." (3) (araf 180)

    allah ın güzel isimleri vardır. en güzel isimler o nundur. gerçi allah zatında birdir ve zatının ismi allah dır. fakat sayı olan bir gibi eşi ve benzeri bulunabilecek şekilde bir birlikle değil, eşi ve benzeri bulunmayan üstün bir birlikle birdir. zatında yalnızca vahid değil, birdir: ilâhî hitapta yer alan "biz, şehadet ettik, yarattık." gibi çoğul kiplerindeki azamet ve ihtişam, işte ilâhî sıfat ve isimlerin bir araya gelmesinden doğan azamet ve yüceliği dile getirir ki, allah yüce ismi, bütün bu sıfat ve isimlerin hepsini içine alan bir yüce isimdir. allah ismi, allah ın kendisi gibi, eşi ve benzeri olmayan bir isimdir. sıfat ve isimlerin çokluğu, zatın çokluğunu gerektirmeyeceğinden o isim ve sıfatların her biri allah ın eşsiz özelliklerinden birine delalet eder. Âdem e öğretilen de isimlerin en güzelleridir.en güzel isimler allah a mahsustur. Öyleyse ey müminler, o na o isimlerle dua ediniz, o nu onlarla çağırınız veya o nu bu güzel isimlerle adlandırıp anınız. ve o nun isimlerinde yamukluk edenleri terk ediniz. (elmalılı tesiri- araf 180)
    (ben 31/12/2009 22:18)
  18. (bkz: allah demek)
    (adeviye 08/01/2010 23:28)
  19. ...
    sevgili şeyhim;
    ben allah ı çok seviyorum.
    onu düşününce içim titriyor; elim ayağım soluğum, her şeyim kesiliyor.
    ama o na bir türlü açılamıyorum.
    ne yapmalıyım?
    ...

    (bkz: gidiyorum bu)
    (bkz: ah muhsin ünlü)
    (ben 31/01/2010 01:57)
  20. ayrılamam ayrılamam
    sensizliğe katlanamam
    yaşayamam yaşayamam
    sen olmazsan yaşayamam.
    ----alıntı---
    (fenafillah 26/02/2010 22:51)
  21. (bkz: yaradan)
    (bkz: yücelerin yücesi)
    (murteci aday adayi 26/02/2010 22:55)
  22. anlatamam.. anlatamam.. seni* anlatamam..
    (tek olanin ilki 28/02/2010 14:35)
  23. evrendeki her şeye tecelli eden, evrendeki her şey tarafından tescil edilen.
    (beyaz atli murteci 28/02/2010 22:44)
  24. (bkz: Allah ismini zikretmek)
    (adeviye 12/03/2010 23:56)
  25. (bkz: müsebbib-ül esbab)
    (buyuk turk kucugu 29/03/2010 19:32)

>>


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.