ateist  

başlık içinde ara

  >>

  1. herkes ateistlerin sözlük tanımıyla "tanrıtanımaz" olduğunu bilir. hâlbuki ateistler "kendilerini allah yerine koyarlar" yani "hâşâ" kendilerine taparlar. kendi aklî çıkarımlarını "naklî buyruklar" dan üstün tutarlar. gerçi ateist olmakla hristiyan ya da yahudi olmak her hâlükârda şirk dir ya, aralarında allah (c.c.) bir dereceleme yapmıştır. cehennemde yanacakları yerler farklıdır. kaide olarak hepsi kâfirdir. bir de münafıklar vardır ki esfal i safilin de yancaklardır yani cehennemin en alt tabakasında.
    (adlin.katledildigi.yerden 23/08/2009 01:23)
  2. bilinçli bir müslümanın maneviyata alıcılarını tamamiyle kapatmış olduğunu hissttiği anda tartışmaya kesinlikle girmemesi gereken kişidir.

    karşınızdaki kişi gerçek ve samimi bir ateistse gereksiz ve boş bir davranıştır.

    şöyle ki:

    inandığı değerleri insanlara anlatmayı düşünen gönül erleri muhabbet fedaileri, böyle anlatım usulünden kaçınmalılar. bu usulün bir başka negatif boyutunu da, tartışmalarda görüyorum.

    özellikle internetteki bazı formlar veya bazı tv programlarındaki açık oturumlar bu negatif örneklerin çokça görüldüğü ortamlar.

    islam adına yola çıkıp, müslüman olduğunu söyleyen insanların, kınadıkları tenkit ettikleri ve beğenmedikleri örneklerin seviyesine inmesi beni bir ara şunları yazmaya mecbur etmişti. o yazıyı aynen aşağıya alıyorum. bunu bir çok tartışma formuna gönderdim.

    "ateistlerin veya islam hakkında öne yargısı olan ve müslüman olduğunu söyleyen kimselerin karşısına çıkan din savunucusu veya tebliğcisi arkadaşlara tavsiyeler.

    lütfen dini asgari ölçülerde bilmiyor ve tanımıyorsanız onların karşısına çıkmayın.

    sizin yenilginiz onlar tarafından sizi yenmekten öte dini yenmek olarak algılanıyor ve öyle kullanılıyor ve kabul ediliyor.

    islami birikimlerini yetersizlik noktasından, yetme noktasına çıkaramayanlar, karşı tarafça dinin yetmezliğine propaganda aracı olacaklardır. onlardaki yetersizlik, islam adına negatif yönde kullanılacaktır.

    islam'ı savunma veya temsil amacıyla yola çıkıp, onun muhaliflerine maskara olma, yetmezliklerinden dolayı islam aleyhinde kullanılma bir müslümanın yaşarken düşeceği en acı durumdur.

    yeterlilik belgesi nasıl alacaksınız. bunun en asgari seviyesi, kuran ve sünneti en az usul yönünden kavramak, dinin mantığını anlamak.

    ne demek dinin mantığını anlamak, mesela: domuz eti neden haram diye sorulan bir soruya, o hayvan kendi pisliğini yer, tıbben şöyle zararlıdır, insan tabiyatını değiştirir, o dişisini kıskanmaz gibi yaklaşımlar, dinin mantığını anlama-ma-dan kaynaklanan bir usul hatasıdır.

    bir başka örnek, konuları izahta hikmetten başlamak. böyle bir başlangıç yanlıştır. hikmet görecelidir, izafidir biri için varken biri için yoktur, her zaman her durumda olmayabilir. böyle bir şeyi dini emirleri izahta 1. derece kullanmak dini tanımamaktır. hikmetler bir şeyin tercihinde esas olmaktan öte, esas olan tercihe teşvik için kullanılmalıdır. esası "illetler" belirler.

    hikmet kullanılmalı, evet kabul, ama illetten sonra kullanılmalı, olayın ilahi mantık içinde izahından sonra, konuyu beşer mantığına izahta kullanılmalı, kuran'ın yaklaşımı bu. yanlış yaklaşımlar yanlış sonuçlar verir.

    ( eğer bu konuda bilgi isterseniz, islamda değişenlerin ve değişmeyenlerin belirlenmesinde illet veya taabbudi emirler konularını işlediğim bölüme bakabilirsiniz. aktüel yorumlar 27 bölümlük yazı)

    mantığını matematiği anlamada kullanır gibi dini anlamada kullananlar, dini anlayamazlar ve anlatamazlar.

    şimdilik bu kadar. belki biraz ukalalık oldu ama maskaraların çok olduğu bir yerde bu kadarcık kusura bakılmaz herhalde."

    evet bunları yazmıştım, öfkesini nefretini, kinini, gayzını "din" diye anlatanlara.

    bu konu beni çok üzüyor. dine saldıranları görünce ne kadar üzülüyor ve kendimi seviyeli bir tepki gösterme ihtiyacı içinde görüyorsam, saldırılara, saldıranın kullandığı yöntemi kullanarak cevap verenleri de görünce, aynı tepkiyi verme ihtiyacını hissediyorum.

    geçenlerde türkiye'de bir partiyle yakın ilişkileri olduğunu gizlemeyen bir gurubun açmış olduğu bir camiye gittim (hollanda). vaaz eden kişi şunları yüzlerce insana söylüyordu. " demokrasi küfür düzenidir. insanların koyduğu kanunlarla, allah'ın kulları yönetilemez… laiklik dinsizliktir vs" bunları dinlerken onların gönül ilişkisinde oldukları partinin türkiye'deki temsilcileri aklıma geldi. onların 28 şubat kararlarından sonra kullandıkları üslubu düşündüm ve üzüldüm.

    burada benim dikkat çekmek istediğim husus vaaz eden kişinin ne konuştuğu değil, burada asıl önemli olan bir usül hatası. içinde bulunduğunu destek verdiğini gizlemediği bir organizenin içinde, bir orkestra uyumu yoktu. farklı sesler, aynı konuda farklı yaklaşımlar, karşı tarafın onlara "samimiyetsizler", "içleri başka dışları başka deme" kapısını açıyordu. tabi bunun sonucu olarak temsil ettiklerini söyleyip temsil edemedikleri değerler yara alıyordu.

    insan ailesini, köyünü veya ülkesini temsil için gittiği yerlerde, temsil ettiği değerlerin ağırlığı ona şahsi sorumluluklarının ötesinde sorumluluklar yükler.

    dinin temsili yukarıdaki temsilciliklerden daha öte bir temsil hassasiyeti ister. allah'ı tanımayanlara allah'ı anlatıyorsunuz, peygamber bilmeyenlere o böyledir, kuran'dan habersizlere o hayatın her noktasını ab-ı hayatla besleyen bir damardır kaynaktır diyorsunuz.

    artık bu makamda siz, siz değilsiniz, siz artık temsil ettiğiniz değerlerin hamurunda yoğrulmuş ve şekillenmiş bir temsilcisiniz. temsil ettiğiniz değerleri tanımayanların önünde tanıtmaya götüren bir rehbersiniz.

    lütfen bu ciddiyet ve hassasiyette olalım ve bir büyüğün şu sözünü hiç unutmayalım.

    turkoglualaattin.blogcu.com/
    (there are messages from god 06/09/2009 13:18)
  3. mükemmel bir islami bilgiye sahip olmayan kisilerin asla polemiğe ve ya tartışmaya girmemesi gereken insan türü.

    muhakkak belli bir islami bilgimiz var, kendi çapımızda etrafımızla birseyler paylaşabilecek düzeyde de olabiliriz hatta, ama maalesef bu bir ateist olmamalı. zira onları ikna etmek bir yana dursun, inançsızlığa inançlarını artırıyoruz.

    Şöyle ki, karşımızda duran belli konularda bizden daha bilgili bile olabilen ateist, sana öyle bir soru sorar ki, sadece ciddi anlamda islami bilgi bilen birinin cevaplayabileceği türden olur.

    böylece soru karşısında dumur olan bizdeki bu bünye kem küm etmeye başlar. işin kötü tarafı iyi niyetle giristiğimiz bi olay hüsranla sonuçlanır ve bahsi geçen ateist "bak cevap veremedi, haklı olduğumu biliyordum" gibi bir hissiyata kapılır. bizim yaptığımızsa -kendi adına- düşündüklerini sağlamlaştırmak olur.

    Özetle onlarla hiç tartışmaya girmesek onlar adına daha hayırlı bir iş yapmış oluruz. Üstelik kafamız da bulanmaz.
    (nimbus of the cold wind 06/09/2009 13:34)
  4. iki çeşit ateist vardır.

    kendini ateist zanneden karakter.

    bu karakterin oluşabilmesi için şu şartlar gereklidir;

    1. islam ı, kuran ı ve hz. muhammed in hayatını ciddiyetle araştırmamıştır.

    2. dinler tarihi hakkında ciddi bir bilgisinin olmadığından tüm dinleri aynı kategoride değerlendirir.

    3. ailesi başta olmak üzere kendisini müslüman olarak tanıtan ancak her halinden buram buram cehalet ve dinsizlik akan kişilerin, şahsi yobazlıklarını ve saçma sapan yaşantılarını araştırmadığı, okumadığı ve öğrenmediği için, islam ın ta kendisi zanneder.

    4. bu üç şartın üzerine, bir de ateist fikirlerle karşılaşır ve kafası tümden karışır.

    ve işte karşınızda: "kendini ateist zanneden karakter!"

    bu kişi bir yandan kendisini ateist olarak tanımlar ancak biryandan da gerçeği bulmak ve gerçek manada islam ı öğrenmek için sorular sorar. bu karakter soru sorduğu kişiyi güzelce dinler ve yinede kafasının takıldığı konu olursa dinlediklerini de hesaba katarak ona göre soru sorar.

    allah bu durumlara düşmüş kardeşlerimize yardım etsin bu yardımına da bizleri vesile etsin inşaallah. gelelim gerçek ateiste:

    inatçı ve inkârcı karakter

    bu karakterin oluşumu iki şekilde olur.

    birinci oluşum; kendisini ateist zanneden karakterin oluşumu ile aynıdır. bu karakter, eğer şüphe ve tereddütlerini umursamaz ve objektif yollarla araştırmaz ise zamanla şüphe ve tereddütleri onun düşünceleri haline gelir. zaman içinde, girdiği günahlar nefsini ve benliğini ele geçirir ve vicdan azabı denilen duygu onda yok olur. işte bu onun için sonun başlangıcıdır. artık işlediği günahları savunan, kendini aklamak için islamî değerleri inkâr eden bir karakter oluşmuştur. ne söylerseniz ona göre mantıksızdır. "benim aklım almıyor böyle şeyleri" demeye başlamıştır.

    ikinci oluşum; birileri tarafından özellikle ateist olarak yetiştirilmiş karakterdir. bu karakterin zihni ateist fikirlerle doldurulurken aynı zamanda ona şu telkinlerde bulunulmuştur: "sakın dini konuları araştırma ve düşünme çünkü beynin yanılabilir ve yıkanabilir!", "din uyuşturucu gibidir, bir kere düşünürsen beynin uyuşur!"

    yapılan telkin gereği bu karakter, inançlı insanlarla mücadele etmeye, onların cahilliklerinden faydalanıp kendi egosunu tatmin etmeye bayılır. inançlı insanların söylediklerini düşünmez; çünkü her söylenene karşı ona öğretilmiş belirli "kalıp cevaplar" vardır. siz sorduğu soruları cevaplarsınız ama o cevabınızla ilgilenmeden cevabınızda yaptığınız mantık hatasını bulmaya çalışır. bulamazsa bu sefer, cahil müslümanların yaptıklarından örnekler vermeye başlar. kalbinizdeki sevgiyi kullanarak cahil müslümanları savunmanızı sağlar ve ardından bombayı patlatarak şunları sıralar : "örümcek kafalılar", "yobazlar", "atatürk düşmanları", "cumhuriyet düşmanları", "siz kul olun, biz vatandaş olalım" vs... içindeki düşmanlığı üzerinize kustuktan sonra çeker gider.

    bu karakterin soru sormasındaki amacı kesinlikle gerçekleri bulmak değildir. insanların aklını karıştırmaktır. ne söylerseniz söyleyin, ne anlatırsanız anlatın; amacı sorularına cevap almak değil sizi ve inancınızı rencide etmektir. bir sorunun cevabını almadan diğer soruya geçer; dinleme zahmetinde bile bulunmazlar. sürekli ironi yaparak sizi yıpratmak ister ve içinde bulunduğunuz durumu sorgulamak ve kafa karıştırmaktır maksatları. sıkıştığı anda acitasyona başvurur. örneğin; kurban bayramında kurban edilen hayvanlar için -köfteyi ve kebabı çok da sevmesine rağmen- yalancı göz yaşıları döker. bu tutmadıysa, hac vazifesini diline dolar ve -yaz tatillerinde, yabancı ülkelerde içki ve eğlence için su gibi para harcayanları görmezden gelerek- milli servetin araplara yedirildiğini iddia eder.

    bu karakterlerin karşısına islâm tarihini, kuran ı, efendimizin hayatını iyi bir şekilde öğrenerek çıkmalıyız! derdimiz onlara iman ettirmek olmamalı! zira iman ettirmek allah a ait bir konudur. biz islamîn izzetini ve şerefini koruma adına bilgili, terbiyeli ve seviyeli bir şekilde karşılık vermeliyiz! küfür etmek ve hakaret etmek kesinlikle bir müslümana yakışmaz! kâfir, münafık, zındık vs ithamlarda bulunmak doğru değildir! biz gücümüzü ve bilgimizi diğer müslüman kardeşlerimizin bilgisini artırmak için kullanmalıyız! allah yâr ve yardımcımız olsun. amin.

    www.beyinakademisi.com
    (there are messages from god 06/09/2009 14:27)
  5. ateistler ; doğuştan ona dayatılan inanç sistemlerinin hiçbirine tevessül etmeyip sorgulayarak inanmamayı tercih etmiş insanlar.

    ama onların inanmama tercihini sorgulayan insanları da gerici, yobaz, cahil, örümcek kafalı diye yaftalamaktan da geri durmayanların çoğunlukta olduğu bir grup olarak ta karşımıza çıkar.

    bir de biz sorgulayalım onların düşüncelerini. soru işaretleriyle bitsin cümlelerimiz.

    onlar derler ki hz. muhammed bir peygamber değildir, kuran'ı kendisi yazmıştır.

    soru : hz. muhammed (sav)'in getirdiği öğretiler, kuran'ın bize emrettiği şeyler. "namaz kıl", "oruç tut", "zekat ver", "emrolunduğun gibi dosdoğru ol", "zina yapma", "hırsızlık yapma", "ana-babaya of bile deme" ve bunlar gibi onlarca emirler. kuran'ı eğer peygamberimiz yazmışsa kendisine hiçbir şekilde faydası dokunmayacak bu şeyleri neden bir insanlığa allahın emirleri olarak dikte eder. kendisini zengin etmek için çalışmak daha mantıklı değil mi ? ama peygamber öldükten sonra arkasında ne bir hazine bırakmıştır, ne saraylar, köşkler bırakmıştır.

    şayet ; peygamberin davası kuru bir dava olsaydı zamanın inanmayanları, onu son peygamber olarak görmeyenler, onu alaya alanlar önce 3-4 insanın müslüman olmasıyla başlayan süreç sonrasında büyüyen hareket karşısında korkuya kapılıp peygambere sana istediğin her şeyi verelim. "para iste mekkenin bütün altınları senin olsun." "kadın iste en güzellerini sana verelim." "makam iste seni mekkenin en baş köşesine oturtalım" demelerine karşı "bir elime güneşi bir elime ayı verseniz davamdan dönmem" diyerek tabiri caizse sefil bir hayata razı olmazdı. peygamber bu teklifleri reddettiğinde ona inananlar büyük zulümlere maruz kaldıkları gibi, memleketlerinden göçe zorlanmışlardı. en nihayetinde peygamberde doğup büyüdüğü mekke'yi terkederek medine'ye göç edecekti. eğer kuru bir peygamberlik davası olsaydı bu bütün bunlara niye katlansaydı ki ? davasından vazgeçip pekala rahat bir hayat sürmek yerine o güç ve zor bir hayatın peşinden koşmayı tercih etmişti. neden bu zor hayatı tercih etti peygamber ?

    hz. aişe'nin peygamberimizle daha çocuk yaşta evlendiğini iddia ediyorlar.

    soru : hz. aişe'nin doğum yılını biliyorlar mı ? hz. aişe'nin 6-8 yaş arasında peygamberle evlendiğini söylüyorsunuz hz. aişe bu yaştayken peygamberimiz hz. hatice ile evli. hz. aişenin evlenme yaşı basit bir matematikle hesaplanabilecekken neden kulaktan dolma bilgilere bu kadar güveniyorsunuz ? nerede o eşsiz sorgulama (!) kabiliyetiniz ?

    peygamberimizin şehvet düşkünü olduğunu söylüyorlar...

    soru : peygamberimizin hz. hatice dışında hiçbir kadından çocuğu olmamıştır. üstüne üstlük o zaman kondom ve benzeri korunma yöntemleri de yok. peygamber neden genç bir kadınla evlenmiştir. bir peygamberin eşi olmak...bu elbette sizin anlayamayacağınız takva denile mefhumla açıklanabilir. peygambere eş olan elbette mekkenin ya da medinenin alelade bir kadını olamazdı. hz. aişe'nin peygamberin ölümünden sonraki yaşantısını da biliyorsanız şayet ne demek istendiğini anlarsınız. hz. aişe ayrıca peygamberden en fazla hadis nakleden isimdir. peygamberin her yaptığı sonraki nesillere emanet olarak bırakılacaktı. onun özel hayatını bir kamera gibi günümüze aktaranda hz. aişeydi. peygamber evlenmeseydi onun özel yaşamı yani sünnetleri günümüze gelemezdi. neden hz. aişeyle evlenmesini hz. aişeden çocuğu olmadığı halde şehvetle açıklıyorsunuz ?

    allah yoktur diyorlar...

    soru : evrim teorisi ile bilimsel bir dayanak oluşturulmaktadır bu düşünceye. diyelim ki bütün varlık evrimsel bir süreci takip ederek günümüze kadar geldi. insanda haliyle hayvanlardan türedi. yani ortak atamız maymunlar. doğal seçilim ile birlikte bu hali aldık. peki hayvanlarda vicdan denilen bir şey var mıydı ? insanın vicdan azabı denilen mefhumunu nereye koyabiliriz. hayvan düşünen bir varlık değilse insanın düşünmeye başlaması nasıl olmuştu ? insanlığın inanma içgüdüsü nereden geliyor ? neden tarih boyunca bir şeylere inanma ihtiyacı duymuş ? örümceğe ağ yapma, arıya bal yapma, karıncaya soğuk mevsimlere karşı gıda stoklama, gözleri görmeyen yarasaya yol gösterme gibi durumları hiçbir şekilde aklı olmayan bu varlıklara kim ilham ediyordu ? sayısız hayvanın içgüdüleri nasıl ortaya çıkmıştı ? elle tutulur gözle görülür olmayan bu içgüdüler her şeyi somut veriler ile açıklamaya çalışan ateist arkadaşların gözünden nasıl kaçar ?

    sorular...sorular...sorular...

    sözlerin sultanı ile son bulsun bunlar...

    "....yahut "onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? hayır, onlar iman etmezler. eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler. acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? hayır! onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.(tur suresi 33-36)"
    (callem 28/09/2009 00:32)
  6. pekçoğumuzdan daha sağlam kafalı ve açık görüşlü insanlardır. bunu söylerken maksadım trollük değil. şu: belki ikimiz üçümüz hariç hiçbirimiz babamız müslüman olmasa kendimiz düşünüp de islâmla şereflenecek bireyler değiliz. pek çoğumuz babamızın dinini yaşıyor, ve ilimsiz ibadet yapıyoruz. bu insanlar her ne kadar fikirleri onları yanlış yerlere götürüyor olsalar da, allah'ın emirlerinden birini yerine getirenlerdir. düşünmek. yaptıklarını ve kavramlarını fikir ve mantık düzlemine oturturlar. bu da, her ne kadar yanlış kulvarda da olsa, doğru bir hareket.

    bir sünnet sakalı bırakıp, facebook mücahidi olmak, filistin yürüyüşüne ağzında sigarayla gitmek, tebliği çoğu zaman karşı cinse yapmak, ateistlere öfke duymamıza yetecek kadar üstün yapmaz bizi. islâm için ne yaptık, onu nasıl gösterdik de insanlar inanmayınca öfkeleniyoruz?
    (zulmetefza 12/01/2010 10:30)
  7. bu arkadaşlardan bazıları allah'ın olmadığını ispatlamaya çalışırlar ki komik olur. üzerine üzerine gidip gülersin. sen bişeyler söylersin var diye, o yok der, yok dedikçe kendi düşünsel zeminini kaybettiğini anlamaz. teolojiye saplanarak kendi konumunu kaybeder, üç saat falan seninle allah'ın varlığını tartıştıktan sonra "ya hacı o değil de, tanrı yok diyen biri olarak benim neden inanma ihtiyacı duyduğumun açıklamak yerine benim inandığım şey üzerinden olumsuzlama üretmen komik değil mi sence de?" dersin "neöööeeeaaaaa" der. sen de gülersin az biraz daha sonra işine gidersin. biraz basıyorsa "olummm o zaman sen de inandığın şeyi tartıştın bana ne bana ne" der, o zaman anlarsın ki alınmıştır, gönlünü almak gerekir, bişeyler ısmarlarsın falan, öyle.
    (ben bir soru isaretiyim 20/01/2010 11:39)
  8. en dengesiz ve cahilleri türkiye devlet sınırları dahilinde, oksijen elementinden nasip aldığı rivayet edilir.
    (ebu tarik el aziz 23/01/2010 15:07)
  9. söylenirken "ataist" olarak anlaşılan fakat iki anlam arasında dağlar kadar fark olan kelime.
    (pembe incili kaftan 23/01/2010 15:11)
  10. kendilerine göre ataları maymun olan , bir kaba ana elementleri koyup çalkalayarak canlı yapmaya çalışan sonlarından habersiz nasipsizlerin bir ünvanı.
    (sonnurderin 23/01/2010 18:03)
  11. (bkz: tanrıya inanmıyorum ama bir güç var)
    (there are messages from god 06/02/2010 12:20)
  12. -baba ben ateist oldum...
    -ne o, ata mı tapıyosun...
    (sevimer 02/03/2010 12:59)
  13. önyargıların içinde boğulan insanlardır.

    örneğin, dinlerin kılıçla yayıldığını düşünürler. oysa ki, zor kullanarak sadık müntesiplerin nasıl oluşturulabileceğini hiç düşünmezler!

    uğur mumcu, turan dursun gibi insanların müslümanlar tarafından öldürüldüğünü düşünür ve suçu islam a atarlar, hatta konuyu öyle bir yere taşırlar ki, hiç bir ateistin bir müslümanı öldürmediğini iddia ederler. oysa ki, zikredilen isimlerin provokatif eylemler için öldürülmüş olabileceğini hiç hesaba katmazlar.

    son olarak, kur an-ı kerim de yer alan savaş ayetlerini dillerine dolar ve islam ın hoşgörülü olmadığı sonucuna ulaşırlar. oysa ki, savaş ayetlerinin başında yer alan "şayet size savaş açarlarsa" şartını ve "eğer tevbe edip savaşmayı bırakırlarsa sizde bırakın!" uyarısını nedense sansürlerler.

    burada üzüldüğümüz tek nokta, kendilerini rasyonalist, realist ve pozitif bilimlerden yana gibi gösteren ateistlerin, bu derece taraflı, yalancı ve sansürcü olmalarıdır.

    bir dakikalığına insan takliti yapsanız ne olur sanki?
    (there are messages from god 05/03/2010 18:48)
  14. akıllısı ve ilimlisi ile
    tevhid mantığı, ve islam sistemleri mantığı donanımınız az çok yeterli ise, tercihen nurcu iseniz çok keyflidir..
    gözleriniz önünde bir küfür ehli vardır ve zirü zeber edebilmek fırsatı vardır... adım adım kale feth olur.. iddia ediyorum ...

    Allah kulluktan çıkarmadı ise, rızıklandırıyor, ilimlendiriyor, türlü sanatlarına ayine ediyor ise umut kesmek tevhid ehli, tebliğ fiilli müslime yakışmaz...
    (sevimer 05/03/2010 18:57)
  15. Allah inanmayan, yardıma en çok mühtaç insanlardır.
    (orta 05/03/2010 18:58)
  16. çok tanışmak istediğim bir şahıs. ateizmi bi anlatsa istiyorum. kafama yatarsa ben de ateist olabilirim belli mi olur?
    (luppiye 05/03/2010 19:00)
  17. (bkz: mühürlü kalpler)
    (beyaz atli murteci 05/03/2010 19:31)
  18. (bkz: pozitif ateizm)
    (there are messages from god 06/03/2010 14:03)
  19. iki farklı görüş...
    (bkz: #59777) çok fazla artı oy almış tüm zamanların en iyi entryleri içinde. şaşırdım.
    (bkz: #80252)iyi bir cevap olmuş.
    dillerinin kelmelerinin daha sağlam olması onların zeki olduğunu kanıtlamaz. zeki olan insan önce doğanın her şekilde anlattığı yaratıcının kudretinden bihaber olmaz. okudukları yazarlara daha kudretli gözüyle bakan ve bu zekaların birer tesadüf olduğunu düşünen zihniyetin ne kadar zeki olduğunu savunabilirsiniz. bir kitapta yazılanlar yazarın bildiğinden daha çok değildir. bildiği ve dile getirebildiği kadardır ancak. bunun ayrımına yapamıyorsa bir insan yazık onun okuduğu kitaplara ve harcadığı zamana.
    ama onlar olmadan da inananların kıymetini anlamak zor olur. değil mi?
    (beyaz atli murteci 06/03/2010 15:09)
  20. Allahı inkar güruhlarından sadece biri ..henüz yokluğu kavrayamamışlardır ki varlığı kavramaya idrakleri olsun ..akılları var ama kötü yola düşmüş mantıklarıyla anca bu kadar yol alabiliyorlar.
    (feryâd-i ebkem 12/03/2010 17:05)
  21. bu satırları okuyor ise her türlü kendisine meydan okuduğum kişi...

    özelden yazabilir..
    (sevimer 30/03/2010 16:04)
  22. "çürükler topluma kazandırılabilir"sözündeki çürükler."geri" dönüşümle pek tabi.
    (feryâd-i ebkem 05/04/2010 19:39)
  23. (bkz: ataist )
    (nas 05/04/2010 19:50)
  24. dünyada kendisiyle oturup yıllarca ağlayabileceğim kişi..kardeşim inansan be..ama Allahın lütfu, yoksa olmuyor..saf bir komünist gerçek bir müslüman kadar duyarlıdır..Allahı bilmez ama insanlar için acı duyar..ve başka bir acısı daha vardır ki; o da komünistlerin dürüst olmaması..komünizmin kapitalizmin bir evresi olduğu görmesi..bu sebeple bir ateist, sosyalist bir atesit, her an müslüman olması mümkün olan potansiyel bir bünyedir..
    (ismail gamir 05/04/2010 20:12)
  25. mesajına "ahirette görüşürüz " yazacak kadar kafası karışık olan kişi.bi karar ver abi galatasaray forması giyip fenere tezahürat yapma.bu işler ciddi işler.
    (feryâd-i ebkem 07/05/2010 18:26)

>>


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.