dua  

başlık içinde ara

  >>

  1. olmayınca, ehemmiyetimiz de olmayan şey. şeyden öte. herşey.
    (tek olanin ilki 12/08/2009 22:44)
  2. allahtan her daim istemeliyiz onun rahmetinin sınırı yoktur , onun eli açıktır ve herşey hakkında en doğruyu o bilir ve en iyi kararı o verir.

    (bkz: selam ve dua ile)
    (tutumsuzagustosbocegi 12/08/2009 22:49)
  3. "çağırmasını bilirsen gelecektir."

    sezai karakoç
    (cehl-i murekkeb 12/08/2009 23:23)
  4. afv et ilahi, muhtac-i rahmetim
    gelmekteyim huzuruna yaklasti rihletim
    mahv eyledi hayatimi gafletle rüzgar
    geçti bütün heva ile ömr-i muvakkatim
    andikça seyyiatimi, muzlim hayatimi
    yakmaktadir ömrümü ah-i nedametim
    lutfen beni bagisla, habib-i nezihine
    lahuti bir saadete dönsün sekavetim
    nurunla rusen eyle karanlik mezarimi
    dönsün ridayi cennete hak-i mezelletim.
    (cehl-i murekkeb 13/08/2009 01:14)
  5. ibadetin ta kendisidir. *

    kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapısı açılmış demektir. allah a taleb edilen şeylerden allah ın en çok sevdiği afiyettir.

    dua henüz inen ve inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir. – tirmizî

    allah subhanehu ve ve teala katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur. –İbn mâce

    dua müminin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur. –hakim

    dua rahmetin anahtarıdır.


    peki duada ne istenmeli?

    biriniz rabbinden bütün ihtiyaçlarını istesin, hatta ayakkabısının kopan kayışını bile istesin –tirmizî

    sizden biriniz allah'a dua ettiği zaman arzuladığını büyük tutsun. Çünkü allah'a hiç bir şey büyük gelmez. –ebu avvane, İbn habban

    biriniz dua ettiği zaman kesin, kararlı ve azimli istesin, rağbeti büyültsün. Çünkü allah'a vereceği hiç bir şey büyük gelmez.

    peygamberimiz belalara karşı sabır isteyen birini duydu."allahtan bela istemiş oldun. allahtan afiyet iste" buyurdu. –tirmizi

    allah a taleb edilen şeylerden allah ın en çok sevdiği afiyettir.-tirmizi

    dua eden kesinlik ve israrla İstemeli

    biriniz dua ettiği zaman sakın "allahım dilersen beni affet" demesin. kesin, kararlı ve azimli istesin, rağbeti büyültsün. Çünkü allah a vereceği hiç bir şey büyük gelmez.

    sizden biriniz dua ettiği zaman azimli ve kararlı olsun, ve sakın, "allahım, dilersen bana ver" demesin. Çünkü allahı zorlayacak (bir kuvvet) yoktur.

    biriniz dua ettiği zaman, "allahım! dilersen beni bağışla" demesin. İstemesinde samimi ve azimli olsun. Çünkü hiç kimse allahı zorlayamaz –buhârî, müslim, ebu davud, tirmizi

    allah a kabul edileceğini kesinkes bilerek dua edin. Çünkü allah, gafil kalbin duasını kabul etmez –tirmizî

    muhakkak allah ısrarla dua eden kulunu sever. –buhâri

    nasıl dua edilmeli

    resulullah birisine dua edeceği vakit, önce kendisine dua ederek başlardı. –tirmizi

    allahu tealadan elinizin içini yukarı çevirerek isteyin. elin üst kısmıyla istemeyin. duanızı bitirdiğiniz zaman elinizi yüzünüze sürün. –ebu davud

    rasulullah dua ettiği zamasn ellerinin içini kendine doğru tutardı. allaha sığındığı zaman, ellerinni dışını kendisine doğru tutardı. - ahmed

    dualarınızda "ya zel celali vel ikram" demeye dikkatlice devam ediniz. –tirmizi

    resulullah efendimiz bir işe fazla önem verdiği zaman gözlerini gökyüzüne çevirir, "sübhanellahil azîm" derdi. duada ısrar ettiği, mutlaka kabul edilmesini pek arzu ettiği bir konuda dua ederken "ya hayyu ya kayyum" derdi. –tirmizi

    bir gece rasulullah (sav) ile çıktık, derken bir adama rastladık. sual ve allahtan talep konusunda çok ısrarlıydı. resulullah onu dinlemek için durakladı. ve "eğer sonlandırırsa vacip oldu" buyurdu. kendisine "ne ile sonlandırırsa, ya rasulullah" diye sorduk. "amin ile" dedi. –ebu davud

    peygamberimiz birinin duasında "yâ zel celâli vel ikram" dediğini duyunca, "duana icabet edilmiştir, ne arzu ediyorsan, durma iste" dedi. –tirmizi

    kaynak: yym çalışmalarından.
    (kaylûle 14/08/2009 21:32)
  6. "ve kul rabbi zidniy ilmâ".

    "ve; 'rabbim,ilmimi artır!' de."

    (taha suresi/114.ayet)
    (cehl-i murekkeb 16/08/2009 13:39)
  7. bir necip fazıl kısakürek şiiri:

    bende sıklet , sende letafet….
    allah'ım affet !

    lâtiften af bekler kesafet….
    allah'ım affet !

    etten ve kemikten kıyafet…..
    allah'ım affet !

    Şanındır fakire ziyafet…
    allah'ım affet !

    Âcize imdadın şerafet….
    allah'ım affet !

    sen mutlaksın ,bense izafet !
    allah'ım affet !

    ey kudret , ey rahmet , ey re'fet !
    allah'ım affet !
    (kendini arayan adamin kendi 22/08/2009 22:54)
  8. insanın, kendisine ve başkalarına gönderdiği; değerli ama maliyetsiz hediye...
    (adeviye 24/08/2009 23:04)
  9. dilenecek olandan dilenme halidir..istemekte yeise kapılmadan istenmeli,arzulanmalı,yalvarılmalı ki verecek olanin önce rızasına kavuşalım..*
    (alixandro87 24/08/2009 23:09)


  10. --alinti--

    dua mü minin silahıdır.

    --alinti--

    (zahdeka 24/08/2009 23:32)
  11. ellerin yapacak bir şeyi kalmaması, (onun için açılır) teslimiyet ve ümit.
    (ebu tarik el aziz 10/09/2009 03:31)
  12. bir yayınevi.
    (cenkcihad 10/09/2009 03:35)
  13. dua sözümüzün miracıdır. dua dudağımızın haccıdır. dua dilimizin namazıdır. dua arzularımızın kıblesidir. dua, sözün göğe ağrışıdır. dua, isteyen ile istemeyi verenin buluşmasıdır.

    senai demirci
    (ubeyit hatipzade 14/09/2009 01:58)
  14. yaradanla konuşma vaktidir. kalbini diline döktüğün andır. ve riyadan en uzak olunan andır.
    (ebulafci 14/09/2009 02:53)
  15. "deki; eğer duanız olmasa rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var." (furkan suresi 77.ayet)

    "rabbimiz buyurduki: bana dua edin size cevap vereyim." (mü min suresi 60. ayet)

    "kullarım beni sana soracak olursa, muhakkak ki ben onlara pek yakınım.bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. umulur ki irşad olurlar."(bakara suresi 186. ayet)
    (o-bu-su 14/09/2009 03:04)
  16. kelime manası itibarıyla çağırma/davet etme/isteme manalarına gelir. bir hadis-i şerifte ise "resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurur: "dua, ibadettir", sonra şu ayeti okudu: "rabbiniz: bana dua edin ki size icâbet edeyim. bana ibâdet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler varya, alçalmış ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir"
    (lamelifye 19/09/2009 14:40)
  17. risale-i nur, yirmiüçüncü söz, birinci mebhasta dua bahsi:

    --alinti--

    eğer desen: "bir çok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. halbuki, âyet umumîdir..her duaya cevab var ifade ediyor.

    elcevab: cevab vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek cenab-ı hakk'ın hikmetine tâbi'dir. meselâ: hasta bir çocuk çağırır: "ya hekim! bana bak." hekim: "lebbeyk" der.. "ne istersin?" cevab verir. Çocuk: "Şu ilâcı ver bana" der. hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte cenab-ı hak, hakîm-i mutlak hazır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevab verir. vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. fakat insanın hevaperestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.

    hem, dua bir ubudiyettir. ubudiyet ise semeratı uhreviyedir. dünyevî maksadlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. o maksadlar,gayeleri değil. meselâ: yağmur namazı ve duası bir ibadettir. yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. eğer sırf o niyet ile olsa; o dua, o ibadet hâlis olmadığından kabule lâyık olmaz. nasılki güneşin gurubu, akşam namazının vaktidir. hem güneş'in ve ay'ın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibadet-i mahsusanın vakitleridir. yani gece ve gündüzün nurani âyetlerinin nikablanmasıyla bir azamet-i İlahiyeyi ilâna medar olduğundan, cenab-ı hak ibadını o vakitte bir nevi ibadete davet eder. yoksa o namaz, (açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesabıyla muayyen olan) ay ve güneş'in husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir.

    aynı onun gibi; yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. ve beliyyelerin istilası ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların evkat-ı mahsusalarıdır ki; insan o vakitlerde aczini anlar, dua ile niyaz ile kadîr-i mutlak'ın dergâhına iltica eder. eğer dua çok edildiği halde beliyyeler def'olunmazsa denilmeyecek ki: "dua kabul olmadı." belki denilecek ki: "duanın vakti, kaza olmadı." eğer cenab-ı hak fazl u keremiyle belayı ref'etse; nurun alâ nur.. o vakit dua vakti biter, kaza olur.demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir.ubudiyet ise, hâlisen livechillah olmalı. yalnız aczini izhar edip, dua ile ona iltica etmeli. rububiyetine karışmamalı. tedbiri ona bırakmalı. hikmetine itimad etmeli. rahmetini ittiham etmemeli.

    evet hakikat-ı halde âyât-ı beyyinatın beyanıyla sabit olan: bütün mevcudat, herbirisi birer mahsus tesbih ve birer hususî ibadet, birer has secde ettikleri gibi; bütün kâinattan dergâh-ı İlahiyeye giden, bir duadır. ya istidad lisanıyladır. (bütün nebatatın duaları gibi ki; herbiri lisan-ı istidadıyla feyyaz-ı mutlak'tan bir suret taleb ediyorlar ve esmasına bir mazhariyet-i münkeşife istiyorlar.) veya ihtiyac-ı fıtrî lisanıyladır. (bütün zîhayatın, iktidarları dâhilinde olmayan hacat-ı zaruriyeleri için dualarıdır ki; her birisi o ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla cevvad-ı mutlak'tan idame-i hayatları için bir nevi rızık hükmünde bazı metalibi istiyorlar.) veya lisan-ı ızdırarıyla bir duadır ki: muztar kalan herbir zîruh; kat'î bir iltica ile dua eder, bir hâmi-i meçhulüne iltica eder, belki rabb-ı rahîm'ine teveccüh eder. bu üç nevi dua, bir mani olmazsa daima makbuldür.

    dördüncü nevi ki; en meşhurudur, bizim duamızdır.bu da iki kısımdır; biri, fiilî ve halî; diğeri, kalbî ve kalîdir. meselâ: esbaba teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir. esbabın içtimaı; müsebbebi icad etmek için değil, belki lisan-ı hal ile müsebbebi cenab-ı hak'tan istemek için bir vaziyet-i marziye almaktır. hattâ çift sürmek hazine-i rahmet kapısını çalmaktır. bu nevi dua-yı fiilî, cevvad-ı mutlak'ın isim ve ünvanına müteveccih olduğundan, kabule mazhariyeti ekseriyet-i mutlakadır. İkinci kısım; lisan ile kalb ile dua etmektir. eli yetişmediği bir kısım metalibi istemektir. bunun en mühim ciheti, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi şudur ki: "dua eden adam anlar ki: birisi var; onun hatırat-ı kalbini işitir, herşeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına meded eder."

    İşte ey âciz insan ve ey fakir beşer! dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma, ona yapış, a'lâ-yı illiyyîn-i insaniyete çık. bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını, kendi duan içine al. bir abd-i küllî ve bir vekil-i umumî gibi 've iyya kenestain' de. kâinatın güzel bir takvimi ol.


    --alinti--

    (karabatak 20/09/2009 20:40)
  18. seher vakti yapıldığında, ulvi bir şevke gark eder.
    (ebu tarik el aziz 21/09/2009 00:11)
  19. şu aralar en çok ihtiyacım olan ilaçtır. tanıdığım herkesten istediğimdir... tanıdığım herkese de etmeye çalıştığımdır. allah* kabul etsin'dir.
    (o-bu-su 09/10/2009 17:28)
  20. neden çok şey isteyemiyoruz rabbimizden? yeterince amelimiz yokta utanıyor muyuz acaba? başkasının hakkını yeriz diye mi düşünüyoruz? yada tevazumuz frenimiz mi oluyor? duamız kabul olmazsa kaybımızda büyük olur diye mi endişeleniyoruz? neden çok şey isteyemiyoruz rabbimizden?
    (ankebutrb 06/11/2009 16:53)
  21. mesela dualarımızda şehitlik isteyebiliyor muyuz? hemen elbette demeyin, ya duamız kabul olursa değil mi!! korktunuz mu? evinizi yeni aldınız, çocuklar küçük, televizyonun taksidi bitmedi, daha gencim, benden geçti, annem çok üzülür yokluğuma, memleketin askeri var kardeşim, ben radikal değilim vs.. size hangisi uyar din kardeşim!
    (ankebutrb 06/11/2009 16:55)
  22. İstemek, haddini bilmek demektir. "allah'a göre ne kadar aşağıda olduğunu, diğer yaratılmışlara göre ne kadar yukarıda olduğunun farkına varmaktır". bu yüzden istemek aczin ifadesidir. bazen de aslında ne kadar güçlüyüm arkamda o var demektir. "İnanıyorsanız güçlüsünüz"
    (ankebutrb 06/11/2009 16:56)
  23. gönülden rabbine uzun ince bir yol, içli bir niyaz. münacaat da der bazısı...
    (dalginvedegozluklu 06/11/2009 17:14)
  24. rabbimiz, bize gözümüzü aydınlatacak eşler, zürriyetler bağışla ve bizi muttakilere imam kıl. *
    (ceylin 29/11/2009 23:30)
  25. dua yaratıcı karşısındaki acziyetinin resmidir….. ,"istemeyi istediği için, veren"in rahmetiyle hemhal olmaktır…yine de insanın bazen- istendiğinde verileceğini bilse de- arzu halini anlatmaya dilinin dönmediği zamanlar olur...….o zaman her şeyi susturup "amin" demek yeterlidir... *
    (hercai05 02/12/2009 10:20 ~ 28/12/2010 09:57)

>>


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.