mürteci sözlük » hasret - her şey aslına rücû eder

hasret  

başlık içinde ara

 <<

  1. özlenen duygulardan.
    (filozof 28/10/2013 02:04)
  2. ben lisedeyken, sanıyorum yedi sekiz yıl önce milli eğitim bakanlığının gönül köprüsü adlı bir projesi vardı. televizyon reklamı da aklımda, batılı çocukların doğuya gidip inek sağdığı, deniz görmeyen çocuğun deniz gördüğü reklam hani. işbu proje kapsamında benim liseme muş'tan öğrenciler geldi, yaz tatilinde. ilgilenmek isteyen öğrenciler okula çağrıldı, ben de gittim. misafirler paylaştırıldı, gelen misafirler ilgilenmek isteyen öğrenci sayısından az olunca iki kişiye bir misafir düştü, velhasıl ben ve gülenay isimli bir arkadaşım hasret'i misafir edindik. henüz ilk karşılaşma anında belli farklılıklar ortadaydı, biraz utandığımı hatırlıyorum. hasret örtülü, esmer, doğu aksanı türkçesinde apaçık hissedilen bir kız. ilimizde gidilecek yerleri anlattık, hepsine gitmemiz mümkün olmadığından seçmeye çalıştık içlerinden. gülenay sinemaya gidelim dedi, ben de muş'ta sinema yok mu sanki ona her yerde gidilir, burda denizle iç içe olmak lazım dedim. hasret daha önce hiç sinemaya gitmedim dedi. gülenay alışveriş merkezine gidelim dedi, ben olur mu trabzon'a gelmiş kemeraltı'nı gezelim dedim, hasret daha önce hiç alışveriş merkezi görmedim dedi. alışveriş merkezine gittiğimizde hasret'in annesi aradı, hasret bize sakin, kimsenin olmadığı bi yer var mı diye sordu, annesiyle gösterdiğimiz yerde konuştu. kürtçe konuştu. selam söyledi bizden, sadece onu anladık, belki o biraz türkçe'ydi bilemiyorum. kürtçe konuşmak için kimsenin duymayacağı bir yer aranmasına ilk kez şahit olmuştum, ki zaten kürtçe'ye de ilk kez şahit olmuştum. tatile yanında çok az bir parayla gelmişti hasret, biz de ona hediye almak istiyorduk, üzerindeki giysiler o zamanlarki bana ve gülenay'a epey tuhaf geldiğinden hasret'i baştan giydirelim dedik. ucuz yerlerden güzelce giydirdik. hasret'in mutluluğunu hiç unutmuyorum. 10 liraya beyaz spor ayakkabı almıştık, ben ayağıma geçirmezdim, gülenay zaten o aldığımız dükkanın bulunduğu yere daha önce hiç gitmemiş bir kız. hasret'i yine annesi aradı ertesi gün, konuştular, kapatınca "hasret" dedim, "ne konuştunuz söylesene?". "anne bu kızların her yerleri meydanda, ama çok iyi kızlar dedim" dedi gülerek. daha çok utandığım nadir an vardır. gülenay'ın pek umrunda değildi, hatta o kadar farkında değildi ki hasret'i evlerindeki havuza yüzmeye davet ediyordu. iki günlük arkadaşlığımızın ardından araşmaya söz vererek ayrıldık, tipik olarak. bir yıl sonra belki bir akşam aradım hasret'i, benden büyüktü sanıyorum, üniversite sınavına çalıştığını söylemişti. sonra değişen telefonlar, elektroniğe duyulan anlamsız güvenden ötürü bir yere not da edilmeyen numaraya bir daha ulaşamamam sebebiyle bir daha ulaşamadım hasret'e. benim numaram hiç değişmedi, demek ki o da kaybetmiş ya da aramayı unutmuş beni.
    hasret ismini de hiç sevmem. kelimesini de sevmem hatta. hasret benim için muşlu ve esmerdir.
    (eles 13/12/2013 14:29 ~ 13/12/2013 14:34)
  3. tanpınar onu yolların en kısası olarak zikretmiştir. mesafelerin en genişi olarak da ümitsizliği anar.

    (bkz: yaşadığım gibi)
    (bkz: güzel ile sevgi arasında)
    (natrium 09/03/2014 22:59)
  4. fa'la(t) vezninde, yokluk, yoksunluk anlamındaki sözcük. hasar vermek, hasar almak birleşik fiillerinde kullanılan hasar sözcüğü de aynı anlamda, aynı kökten gelir. türkçe'ye uyarlarsak yoksunmak, yokumsamak, yokalmak gibi kelimelere karşılık gelir.
    (lysis 07/01/2019 02:36)

<<


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.