mürteci sözlük » kendi - her şey aslına rücû eder

kendi  

başlık içinde ara
  1. aitlik bildiren zamirdir.
    (meyil adresim sensin 21/05/2010 20:50)
  2. bizatihi yani, ilk el, zatıâlileri.
    (spartacus 13/12/2012 15:19)
  3. (bkz: kendini arayan adamin kendi) *
    (mulkiyetsiz 13/12/2012 15:57)
  4. (bkz: candy) **
    (ubeyit hatipzade 13/12/2012 16:01)
  5. surlarla çevrili alan. kentten türemiş. istanbullular sadece sur içine istanbul der. o yüzden atı alan üsküdarı geçer. kentin çok çok dışına çıkar.

    kişinin etrafını çevirip hudutlarını belirlediği alandır kendi. surlar nereden geçiyor ise kişinin kırmızı çizgileride odur. bu bedeni olabileceği gibi kişinin, mahallesi, şehri, ülkesi de olabilir. veya melekleri de kapsayan bir sur...
    (zaloglurustem 16/12/2012 21:09)
  6. (bkz: kendi kendine)
    (adeviye 30/12/2012 21:03)
  7. sınır, hadd. sınırlarla çevrili alan. (kent) kişinin kenti, o sınırlar, had içindeki alanı. kim olursa olsun her insan allah'ın yarattığı, yokluktan varlık âlemine çıkardığı bir mahlûk. inansın ya da inanmasın her nefes alıp vermesinde kulluğunu ifade ediyor. bilse de bilmese de. gönüllü ve zorunlu kulluk bahisleri bu meseleyle çerçeveli. hayy ve hû arasında kalan ânlar ömür dedikleri. allah yaratmasaydı olmayacaktı. o yaratmış, o var kılmış. demek ki yarattığının kendisini en iyi o bilir. kişinin sireti, sureti, yolu, yolculuğu ne olursa olsun onun kendiliği, kendi olmaklığı bütünüyle allah'ın onun için belirlediği sınırlar dahilinde olmakla ilgilidir. belki aslolan "var olmak" değil, yaratılıştır dercesine, kendi kendisini homunculus paradoksuna itenler için; kendi kendisini bu çıkmaz sokağa sokanlar için tanpınar huzur'unda "...kendi kendine bir masal uydurmuştu; ona inanıyor, hayatın efendisi olmak istiyordu. onun için ölümün sofrası oluyordu." diyordu.

    sınır, hadd mevzuunda bir modern zaman dervişine sınırların hep de"öteki"nin tecavüzünden korunmak maksadıyla konulduğu algısını tersine çeviren bir biçimde bir başka dervişin sözlerini hatırlattığımızda (meâlen derviş/âşık odur ki, yeryüzü ve üzerindekileri kendi nefsinden korumak için yine yeryüzü ve üzerindekilerle kendi nefsi arasına sınır koyabilendir) "ne güzel demiş diyen" demişti. devamında da "insan kentinin surları salt dışarıdan korunmak için değil, dışarıyı ve içeriyi aynı anda korumak için olmalı. "belki de (belki kökü gereği bilakis demektir) bir şeyi bir şeyden korumak için değil de ne içerinin ne dışarının insan kentine ait olmadığını anlatmak için."

    "seyrederim hayret ile şu âlemi" diyen bir ömürlük misafir yolcularız nihayetinde; ne sahibiz bu "yer"de ne de kiracı.
    (natrium 17/05/2013 23:30)
  8. (bkz: kendini vermek)
    (natrium 24/05/2013 23:37)
  9. osmanlıca metinlerde sıklıkla kendü diye geçer..
    ilginç bir şekilde kendüsüne yerine kendüye şeklinde ifade edilir...
    cümle içinde kullanmak gerekirse: 'kendüye gel bre kendüyü bilmez!..' * * *
    (vuslatyolcusu21 26/05/2013 01:18)
  10. (bkz: kendi bilir)
    (bkz: kendini bilmek)
    (zubde i alem 05/09/2013 22:42)
  11. uno *
    nessuno *
    e centomila *
    (sohrap 14/11/2013 01:44 ~ 14/11/2013 01:44)

mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.