polis  

başlık içinde ara

  >>

  1. yönetmeni onur ünlü oyuncuları haluk bilginer, özgü namal olan film.
    (altiyuzyirmibiryuzyirmibir 23/08/2009 14:33)
  2. ülke içi asayişten sorumlu kurum..ülkemizde 164 yılı devirmiştir..
    (kirdin iste mubarek 23/08/2009 14:45)
  3. ergenekon sürecinde ülkenin medar ı iftiharı olmuşlardır.
    (tuytun 23/08/2009 14:48)
  4. (bkz: polis radyosu)
    (tuytun 02/09/2009 07:28)
  5. ülkemde, çocuklara bile taşlatılan çileli mesleğin mensubu kişi.

    (there are messages from god 06/09/2009 14:56)
  6. film müziklerini ceza'nın yaptığı sinema filmi.
    (kutupyildizi 09/09/2009 00:26)
  7. vatandaşın can, mal, asayişinden sorumlu olan devlet memuru.
    (ebu tarik el aziz 15/09/2009 00:20)
  8. üniformasıyla iş yaptırabilen insan.
    (ecrin 15/09/2009 01:18)
  9. siyasilerin yıllardır parmaklayıp iş yaptırmadıkları, devletin iç güvenliğinden sorumlu kuruma mensup insanlara verilen isim.
    (turk3005 15/09/2009 22:21)
  10. haluk bilginer ve özgün namal'ın baş rollerini oynadığı kötü ötesi film. yani film neye hitap ediyor, neyi anlatıyor, hala anlamadım.
    (run 15/09/2009 23:27)
  11. "polis" başlığı altına girilen ilk 10 entrynin de bir siyasi birim olarak polis'le ilgili olmaması ilginç, böyle başlayayım.

    polis kavramı, yunan dünyasında belli bir dönem boyunca hakim olmuş bir toplumsal yapıya denk düşer. dikkat edilmesi gereken noktalar ise polis'in bir bütünlük arzetmesidir. efendim bütünlük deyince ne anlamak gerekir meselesine gelince, bütünlük denince polis'in dini, siyasi, toplumsal, askeri yönlerinin birbirinden ayrılmadığını anlarız. yani polis içerisinde yaşayan kişi polis'in tanrılarına inanır, hatta polis'in kendisinin yunan dünyasına tanrı armağanı olduğu düşünülürdü. zaten pre-modern düşüncede biliriz ki, din ve politika ayrılmaz, ayrılamaz idi. ne yani, gökte bir tanrı olan kişi, o tanrı'yı düşünmeden herhangi bir şey yapabilir mi? böyle bir düşünce aydınlanma dünyasına kadar mümkün değildi. yani siz gökte olana inanırsanız, hiçbir düşünce ve eyleminizi (ticaret, politika, estetik, tuvalete girme, saç şekli......) gökte olandan bağımsızlaştıramazsınız. dolayısıyla newton-galile-kopernik'in fizik dünyaya dair getirdikleri ile descartes-bacon-machiavelli'nin düşünce dünyasına dair getirdiklerinin eklemlendiği yerde doğmuştur eylemlerin ve düşüncelerin birbirinden ayrılması. mesela machiavelli'nin politik olanın ahlakiliğini çıkar uygunlukla, faydacılıkla temellendirmesi ve onun tanrısal yani evrensel etikle ilgili temelini kaydırması neticesinde ortaya çıkmıştır bizim bildiğimiz süfli siyaset. tabii burda kadimin romantizmini yapmak istemiyorum, en nihayetinde 350.000 kişilik atina polisinin 150.000inin köle olduğu söyleniyor (aşağı yukarı). sonuç olarak biraz bu bütünlük anlaşıldı sanırım.

    polisler belli bir dönem boyunca ege denizi havzasında temel yönetim birimleriydi. her polisin tanrıları farklıydı. birbirlerine karşı geçici koalisyonlar kurabildikleri için bir çoktaraflı denge yaratabildiler ve bir hegemon uzun bir zaman boyunca türeyemedi. birbirleriyle savaşsalar da aralarında bir "yunan dünyası" anlayışı vardı ve temelide hepsinin yunanca konuşuyor olmalarıydı. bu yunan olmayı dil temelinde kurmaları genelde her yerde atlanır ki bence çok önemlidir.

    polis'te vatandaş kavramı vardır; vatandaş erkektir genel olarak, kadınlar vatandaş değildi denir her yerde ama bu yanlıştır zira vatandaş olan kadınlar da vardı. bir de meteikos denen vatandaş-köle arası bir statü vardı, merchant-tacir kılıklılardı bunlar. varandaş, "savaşabilen" olmak demekti aslında bir bakıma, yani savaşabilen hak sahibi de olurdu, savaşan köleler bundan azadeydi ama. vatandaş sayısı çok azalırdı köleler, meteikoslar, genel olarak kadınlar, çocuklar çıkınca; ama yine de geleneksel dönemde yönetimin bu kadar yaygınlaştığı ve yöneten-yönetilen ayrımının bu derece azaldığı bir sistem sanırım azdır ya da yoktur düpedüz, yunan dünyasının farklılığı buradan gelir.

    peki, siyasal düşünce neden eski yunan'dan başlar. bunu haklılaştıracak birçok şey söylenebilir ama avrupa'nın kendi düşünsel köklerini ortaçağın aşılmasından beri eski yunan'dan devşirmesinin bunda payı açıktır. yani eğer rönesans döneminde avrupa farklı bir kaynaktan beslenseydi muhtemelen biz o kaynakla başlayabilirdik. yoksa platon mö 350 gibi yaşadı, yazı ise mö 3200'de bulundu, 2900 yıl hiç mi bişey yazılmadı, söylenmedi sorusu güüüüüümm diye düşer, kimse de gıkını çıkaramaz.

    not: uzun süredir entry girmemiş olmak dolayısıyla bir sürü şeyi boca ettim sanırım, olacak o kadar.
    (ben bir soru isaretiyim 29/10/2009 21:23)
  12. >> (www.youtube.com

    (bkz: #62114)
    (ben 19/01/2010 17:14 ~ 13/06/2010 21:03)
  13. filmin imdb sayfası:

    (www.imdb.com
    (tuytun 14/04/2010 16:24 ~ 13/06/2010 21:03)
  14. polis barış,huzur ve güven verir.
    (araf 13/06/2010 21:00)
  15. (bkz: police academy)
    (tuytun 11/07/2010 16:59)
  16. alışılmışın dışında bir iyi ve kötü finali ile biter film. sahneler çarpıcıdır. haluk bilginer filmi kurtarmışta diyebiliriz. filmden bir kaç sahne anında hafızanıza kazınacaktır. bir kaç misal vermek gerekirse; musa rami'nin evlilik teklifi yapacağı sırada ömrünün az olduğunu söylemesi ve nezih bir lokantada masaya kan kusması. kendi öğrencisi ile birlikte aynı sahnenin farklı kavramlarla üç defa tekrarıda muhteşemdi. hele hele camideki tevbe sahnesi, islami camiadan yönetmenlerin dahi beceremeyeceği kadar ustaca ve gerçekci idi.

    sinamacılık tarihi açısından önemli bir film kanaatimce. kült filmlerimiz arasına girmesi gerek.
    (zaloglurustem 11/10/2010 21:37)
  17. karabük'te de rolünü iyi oynamıştır.

    www.kizilbayrak.net
    (seyduna 10/11/2010 01:49)
  18. "ya bırak bu işleri yeğen" dedirten olaydır... taksimde kırılmadık cam bırakmayan, otobüs yakan, kaldırım taşı söken zihniyet suçssuzdur, "maaşlı işçi" olarak çalışan polis suçludur öylemi...
    (kecelikalem 10/11/2010 08:21)
  19. filmin izleyene yabancılaşma hissi yaşatmasına tamamen katılıyorum. ama film bittikten sonra günlerce üzerine düşünmeye zorlayan bir yanı var. onur ünlü etkisi olsa gerek. üzerine düşünüp sonradan akıl edebildiğim ölüm meselesi var mesela. sıradan bir günde, böyle neşe içindeyken, eve giderken, yolda yürürken vs. evinin penceresinden pat diye kızının cesedi düşer önüne musa raminin. izleyici neye uğradığını şaşırır. inanamaz bir süre. yaşarken de böyle oluyor işte. siz yürürken, gülerken, düşünürken vs pat diye çıkıveriyor karşınıza. neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. bir süre inanamıyorsunuz. evet kitabı okuyup duruyoruz, ölümün geleceğini, gelmesi muhakkak olan şeyin yakın olduğunu biliyoruz ama şaşıyoruz işte, inanamıyoruz ilk etapta. başkalarına geldiğini gözle gördüğümüz ölümün bize uğramayacağını düşünüyoruz demek. iman zaafiyetidir muhtemelen. yoksa niye bu kadar sarssın ki? izlerken bile. evet sarsıcı bir film. bir daha izlense daha iyi anlaşılacak türden bir film. eline sağlık onu rünlü.
    (herseybaslayincabitti 05/04/2011 16:21)
  20. sistemin işleyişi içerisinde gittikçe şamaroğlanına döndürülen kamu görevlisi. polis safra gibi ve tam manasıyla şamaroğlanı gibidir devlet sisteminin geldiği noktada, sokaklarda itiraz edenlerin karşısında duran taşı, sopayı yiyen ve toplumun deşarjına hizmet eden hacı yatmazlar gibi...
    (kendini arayan adamin kendi 31/05/2011 17:15)
  21. efendim, zor şartlarda çalışıyorlar. biliyoruz, tamam. buna itiraz etmem. yalnız, her yaptığı da; "hırsızın hiç mi suçu yok?", "önce onlar başlattı.ilk taşı onlar attı." gibi savunmalarla meşrulaştırılmamalıdır. polis, müdahalesinde öncelikle anayasayla bağlıdır. temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. madde kolluk görevini de düzenleyen maddedir. buna göre polis, müdahalesinde ölçülülük ilkesine uymak zorundadır. ölçülülükten sonra alt kategori olarak; orantılılık, zorunluluk ve elverişlilik ölçütleri bulunur. bu ölçütlere uymadan yapılan her müdahale karşıda kim ve ne olursa olsun meşru sayılamaz. polis, ihtimalleri değerlendirip en elverişli ve zorunlu yolu seçmek, şiddeti kullanırken de orantılı davranmak zorundadır. eğer biber gazı denen şey, göze sıkmak için değil de tampon bölge oluşturmak için varsa bu yönde değerlendirilmelidir. aksi takdirde polis kusurludur. her tür çatışmaya taraf olarak bakmamak gerekir. bu adamların da bağlı olduğu bir hukuk düzeni var. uymak zorundalar. hukuk düzeni sadece devletin bizi koruduğu bir şey değil. bizi devletten koruması da gereken bir şeydir. gün gelir, lazım olur. bu 13. maddede laiklik, demokratiklik gibi ölçütler de var. polisin "öğle namazı kaç rekat?" diye sorması buna da aykırı mı diye de düşünüyorum aylardır. hatta 15.maddenin ikinci fıkrasında "kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz." diyor. zorlarsak, ona da aykırı sayabilir miyiz? neyse, bunlar önemsiz. ozan ünsal'ın çevik kuvvet diye şarkısı var. onu da bi dinleyin. tüyler ürpertici. ibretlik.
    (sevdigi doner olmus horoz 02/07/2011 18:02 ~ 02/07/2011 20:25)
  22. (bkz: sivil polis) (bkz: güven timi)
    (zerre 05/07/2011 17:17)
  23. kardeşimi tanımlayan kelime. güven timi olmak polisler için bile bir ayrıcalık gibi, güzel eğlenceli pilav felan...
    (kendini arayan adamin kendi 05/07/2011 17:27)
  24. koçum benimdir,helal olsundur. yiğidim yiğit....her biri yıldız kendi halinde..bu şarkı sana gelsin:(yesilurl.com
    (www.facebook.com
    (zaloglu* 15/11/2011 18:50 ~ 15/11/2011 19:25)
  25. depremzede bile olamayan.
    (yildiz 15/11/2011 20:23)

>>


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.