roman  

başlık içinde ara
  1. gelişimini tamamlamaya devam eden edebiyat parçası.
    (ben 11/01/2010 00:16)
  2. kahramanları vardır orhan veli nin de yazdığı...

    çadırımın üstüne yağmur yağıyor
    saros körfezinden rüzgar esiyordu
    ve ben, bir roman kahramanı
    ot yatağın içinde
    ikinci dünya harbinde
    başucumda zeytinyağı yakarak
    mevzuumu yaşamaya çalışıyordum
    bir şehirde başlayıp
    kim bilir nerde
    kim bilir ne gün bitecek mevzuumu
    (ben 11/01/2010 00:18)
  3. (bkz: recep tayyip erdoğanın roman açılımı)
    (sevimer 15/03/2010 22:41)
  4. antalya'da kaleiçinde iki adımda bir rastlarsınız romanlara.özellikle karaalioğlan parkında fal bakmak için mesken tutmuşlardır.fal baktıkları herkese üçüz çocuğun olacak derler imiş genelde.fal baktırmamakta diretirseniz ''o zaman sana iki gübecik atayım be'' teklifiyle karşılaşabilirsiniz.*renkli,şenşakrak insanlardır.günlük yaşarlar,kafaya pek de birşey takmazlar.
    (delimeli 16/03/2010 13:55)
  5. başımı çevirdiğim hemen her yerde görme ihtimalim olan insan cinsi, kendilerine has hiyerarşileri ve kültürleri vardır,
    çok acaibtirler...sizden bizden çok farklıdırlar.
    kendilerinden başkaları ile çok da kaynaşamazlar, zaten siz de onlara ısınamazsınız,

    *
    (sevimer 16/03/2010 14:05)
  6. cüsselerini hayli aşar miktarda kelime haznesine sahip olan vatandaşımızdır.bi konuşurlar susturmak ne mümkün.bir lafınıza on cevap vermeleri kaçınılmazdır.
    (feryâd-i ebkem 16/03/2010 14:11)
  7. kitlelerin kendini tanımlama usulüdür. aristokrasinin egemen olduğu bir toplumda ortaya çıkmış, ilk örnekleri bu sebeple aristokrasi üzerine olmuştur. şu anki holivud filmleri tadındaki bestsellerlardan hareketle, insanların kendilerine imaj olarak zayıf, yakışıklı, kaslı ve keskin nişancı imajını yakıştırdığını düşünebiliriz. bir de şunu, kitaplarda ve filmlerde psikolojik hastalıklı karakterlerin bu derece sık oluşunu göz önüne alırsak, bir ruhu olduğunu yalnızca depresifken anlamak zorunda bırakılan bir güruhun hastalıklara duyduğu bir özlemin varlığını çıkarabiliriz.

    siyasi akımlara veya dini yapılanmalara bakalım. açıkçası bir komünist hangi romanı okuyunca mutlu olur bilmiyorum ama, meselâ, hocaefendi cemaatinin yücelttiği kitaplara bir bakarsak, kendilerini "sıradan, basit ve her işi Allaha bağlayan" tipler olarak tanımladıklarına varabiliriz.

    bu, sırf sıfatlardan sonuncusu için takdir edilebilir bir şey. ve tabi, kendini keskin nişancı olarak kurmaktan, ya da milli görüşçülerin annalara mona rozalara sevdalanmalarından daha anlamlı.
    (zulmetefza 04/05/2010 02:03)
  8. (bkz: roman karakter canlandıranların genizden konuşma çabası )
    (tuytun 19/05/2011 13:18)
  9. osmanlı'da -ve bilcümle şark'ta- romanın olmaması, nesirin olmaması ile de alakalı bir husustur. mesneviler, masallar, hikayeler tür olarak romana benzese de yapısı ve muhtevası bakımından ondan oldukça ayrılırlar, varlığa bambaşka bakan, ifade ihtiyaçlarının yönelişleri bakımından ciddi farklılıkları olan toplumların eserleridir çünki. bilhassa osmanlı söze önem vermiş ve onu fazla israf etmemeyi esas kabul ederek şiire yönelmiştir. romanda yapabileceğiniz tasvirlerin osmanlı için bir kıymeti yoktur, o bir beyte insanlığın bütün bir hikayesini sığdırmanın peşindedir. roman kurgusunun osmanlıda olmasını beklemek de safça olurdu, çünki prensipleri itibariyle islam medeniyetinin sanat anlayışına bağlı olan osmanlılar, anlık olanın değil değişmeyenin peşindeydiler. çini panoların estetik anlayışı ile şiir arasındaki ortaklık, hikaye ile minyatürlerin kendilerine has perspektifi arasındaki benzerlik meseleye ne şekilde yaklaşıldığına dair ipuçları olabilir. osmanlı'da batılı anlamda bir resim sanatı neden yoksa, roman da o sebepten yoktur.

    cemil meriç'in toplumsal çatışmadan kastı, avrupa özelinde görülen türde bir sınıf çatışmasıdır. filozoflar ideolojileri ile bu çatışmanın teorik savaşını verirken, romancılar da kendi yolları ile bunu desteklemekte idiler. burjuva sınıfı sermayedarları ve imalatçıları yanında, kendisine bağlı filozofları ve sanatçıları ile birlikte yükselirken, derebeylerine, kiliseye, krallara; eski bir dünyanın ellerini ayaklarını bağlayan kurallarına, anlayışlarına, geleneğine, kültürüne karşı çıktılar. roman da bu savaşta tarafların birbirlerine fırlattıkları taşlardan biri idi. şark coğrafyasında ise bu şekil bir sınıf çatışmasından çok, meselâ mezhep çatışmaları vardı ki bunların izlerini muhtelif edebî eserlerde de bulabiliriz belki, ama çatışmanın ana cephesi kelam eserleri gibi ilmî sahalarda olmuştur. şarkın macerası apayrı bir hikayedir.
    (sirkencubin 02/11/2011 02:48)
  10. bir edebi metin türüdür. destan ve koşukların öz çocuğudur. şiir kadar eskidir bir bakıma. ilk modern örneğini carvantes vermiştir. gelişmekte olan ki bu kuram yarım asırdır devam edegelmekte, dünya edebiyatının başat karakteridir. çok ucuz örnekleri olduğu gibi savaş ve barış gibi paha biçilmez örnekleri de mevcuttur.

    ucuz mu pahalı mı bitince anlaşılacak olan bir örneğini de spartacus yazmaktadır ama on yıl oldu hâlâ bitecektir. kendi halinde yeni bir lanetli kitap* durumu yaşanmaktadır. daha neler neler olmaktadır...
    (spartacus 15/11/2011 00:37)
  11. çok merak ediyorum zarife de yedigey i sevmişmiydi?
    (ankebutrb 10/03/2012 00:20)
  12. hayatı yaşamaya başlamadan önce insanın hayat sandığı hayal dünyası ürünleri. hayal olmasa bile seçilmiş yaşamların öyküleridirler. kabul edelim ki asla öyle toz pembe bir hayat bizi beklemiyor.
    (kendini cocuklukta unutan adam 10/03/2012 02:12)
  13. --- selim ileri ---

    bana sorarsanız, öykü ayrı güzel, roman ayrı güzel. tabiî, roman ayrı zor, öykü ayrı zor. oda müziğini niçin küçük göreyim ya da senfoniden neden hoşlanmayayım.

    başkalarında nasıl billûrlaştığını, şekillendiğini bilmiyorum; bende bir seziştir: bu roman, şu öykü; bundan roman çıkar, şundan öykü. böyle bir şey. yazmaya başlarken o havaya bürünürsünüz. elbette yanıldığınız olur, güdük bir metinle baş başa kalırsınız.

    --- (yesilurl.com ---
    (mulkiyetsiz 11/03/2012 20:59)
  14. (bkz: çingene)
    (vuslatyolcusu21 24/02/2014 16:14)
  15. (bkz: balzac)
    (mulkiyetsiz 24/02/2014 18:49)
  16. (bkz: mürteci roman)
    (zerre 08/03/2014 23:05)
  17. murat gülsoy'a göre, insanın ruhu var mı? sorusunu modernizm evet diye cevaplamış ve roman da bu tezi kanıtlamak için ortaya çıkmış. enteresan kısmı, gülsoy'un bu noktaya çıktığı bağlam. anlatı'nın tarihsel süreci tanrı hikayeleriyle * başlamış ve bu süreçte insan adeta keşfedilen yeni bir tür olmuş. avrupalılar'ın, keşiflerden sonra karşılaştıkları yerlilerin "ruhu var mı?" diye merak etmelerine benzetiyor yazar. *
    (esra rengiz 04/11/2018 16:30)
  18. türkiye'de müzik ile uğraşan çingenelere verilen isim.
    (murteciyimbende 11/11/2018 14:13)

mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.