mürteci sözlük » suriyeli - her şey aslına rücû eder

suriyeli  

başlık içinde ara
  1. türkiye'de yaşayan sayıları nereden baksan üç beş milyonu bulan bir topluluk. ne oldukları belli değil, hangi dine inandıkları belli değil, nasıl yaşadıkları belli değil. garibanları gibi zenginleri de var kağıt toplayanları olduğu gibi nargile başında keyif çatanlar da var. türk milleti kendilerine fena halde bilenmekte herşeyden evvel savaştan kaçtık geldik diyorlar 10 kusurlu hareketten biri bizim milletimiz için. savaştan kaçılır mı? hadi kaçtın o nasıl sokakta yürümek o? bunu sorarlar. zaten insan haysiyetine yakışır bir iş yapmamışsın bu ne densizlik. varlığını sorgulaman gereken yerde bu ne laubalilik.

    açıkça söylemek gerekirse es(e)(a)d (devletin söylemine göre parantezlerden biri kendisini yok edecektir) bunları öldürüyormuş. yahu akıl alır iş mi? bir sabah tedirgin düşlerden uyanan beşşar (heh böyle kurtarayım durumu) devcileyin bir ölüm makinesi olarak mı buldu kendisini? ya bu halkı biraz öldüreyim falan mı dedi? amerikanın kurduğunu cumhurbaşkanımız, baş komutanımız, reisimizin söylediği özgür suriye ordusu ile iş tutan suriyeliler doğru bir iş mi yaptılar yani? yahu aklı iyi kötü normal çalışan birisi bu durumda nasıl tavır alır.

    şimdi başlıyoruz:

    "arap baharı" denilen şey oldu. libya'da mısır'da tunus'ta falan dikkat edin müslümanlar kendinize türk demeye korkarsınız ama arap baharı yehho diye coşarsınız baharın adı arap baharı! nasranisi falan da var. zaten mısır'da olaylar olurken müslüman! mısırlılar namaz kılıyordu hıristiyanlar onları koruyordu. çok güzel tablo değil mi? muhteşem bir tablo. insanlık falan. eğer iman itikat müslümanlık umrunuzda olsa bu tablodan tiksinirdiniz. çok net. hıristiyan müslümanı koruması altına almış sayesinde ibadetini gerçekleştiriyor. yahu resulullah diyar-ı islamda kilise yıkılırsa tekrar inşa edilmesin buyuruyor bu adamlar pıtırcıklık derdindeler.

    arap baharı ile hangi ülke ne halde? televizyonlarda mısırla alakalı bir haber duyuyor musunuz ya libya ile? tunus ile ne bileyim yahu arap baharının bir türlü gelemediği hep "kış" olan suriye haricinde haber var mı? yani vahiy mi indi bunlara? bunlar neden sorgulanmıyor? yani amerika arap baharını desteklemedi mi? international humanity h. başkanları suriyeye atılan amerikan bombaları içimi soğutmadı üç beş tane daha atılsaydı falan diye ağıtlar yakmadı mı? bakın burası çok önemli (her yere gönderme yaparım) bu adamlar hep hak hukuk adalet falan diyen iyilik diyen mazlum diyen adamlar. lan bomba atmak yahut bombanın kendisi islam ahlakına sığar şey mi? şehre bomba atmak topyekun bombalamak. derdiniz demek ki mazlum falan değil. derdiniz mazlumlar olsaydı allah bunların belasını versin derdiniz. içim soğumadı atılan bombalarla demezdiniz.

    arap baharı suriye'ye giremedi. allahın bir hikmeti ile giremedi. vatanperver suriyeliler suriye'yi ırak yapacak planına karşı geldiler ve hala gelmekteler. bunu islami bir hassasiyetle yapmıyor olabilirler ama "suriye" diye bir ülke olmazsa ne olacağının dehşeti ile yapıyor olabilirler. burasını bilemem ama bildiğim şey özgür suriye ordusunun amerika ile iş birliği yapması. en başından amerika tarafından beraber kuralım deniyor zira.

    sonra bu başlığın konusu olan kişiler fevc fevc türkiye'ye kaçtılar. adamlar dedi ki savaş vardı zalim esed bizi öldürüyordu falan filan. bakın geçen yunan adalarına kaçan bir suriyeli ile ropörtaj yapıldı buna taktım ben adama diyorlar ki yahu bak ölebilirsin niçin türkiye'den yunan adalarına kaçtın? adam dedi ki türkiye'de kalmaktansa ölürüm daha iyi. işte suriye'den de böyle kaçtılar canım kardeşim. yalan söyleyerek. sonra da ağlayarak kim vatanından gitmek ister falan dediler ulan vatanın mı var sıkıyı gördüğün gibi tabanları yağlamışsın. amerika ile iş tutmuşsun şimdi dönemiyorsun maval okuyorsun orada burada hatta ona bile zahmet etmiyorsun. elinde nargile hayattan kam almanın yolunu arıyorsun. kimse kusura bakmasın fatih'te oturuyorum suriye'nin başkentinde oranları da hepinizden iyi biliyorum. urfa'da çadırkentte yaşayanların da türk bayrağını indirip türkmen istemiyoruz diye isyan başlattığından da haberdarım. geçeceksiniz bu işleri.

    bu adamlar türkiye'de çünkü sırada türkiye var bu kadar netim bu olaya karşı. yarın türkiye'nin başına bombalar düştüğünde bu adamlar ırz-ı namusumuza göz dikip mallarımıza da konma vaadi ile getirildi buraya. ona göre davranın. aklınızda bulunsun. müslüman olup olmadıkları şüpheli bir grup insanı fütursuzca sokmuşsun sınırdan. ellerinde nargile vücut geliştiriyorlar sabahtan akşama. vergisiz dükkan açıp nerden geldiği denetlenmeyen mallar satıyorlar. hadi biri de öyle değil desin. yürüyorum her gün polis gbt'sine takılıyorum polis bunlara bir işlem yapamadığı için gbt bile istemiyor. gözümle gördüm adam türkçe bile bilmiyor herhangi kimlik yerine ibraz edeceği birşey olup olmadığından şüpheliyim tamam geç dedi. sonra utandı benden istemeye kimliğimi ben olayı görünce. ötesi var mı? kim olduklarını dahi denetleyemediğin bir grup dinleri meçhul, maksatları meçhul, bayramda seyranda akrabalarını görebilecek kadar rahat suriyeye giriş çıkış yapabilen bir topluluk.
    (sacak alti 02/10/2018 10:22)
  2. taksim meydanında suriye bayrağı açarak çılgınlar gibi yılbaşı kutlayanları vardır. şimdi hani kanıt diyenler için:

    tinyurl.com

    muhacir ensar falan filan muhabbetler vardı. nerede o ensarlar ya insan merak ediyor.
    (sacak alti 01/01/2019 02:52)
  3. bir kez olsun çadırlarına, kiracı oldukları evlerine adım atmayan fikir yoksunları tarafından düşmanlığın da ötesinde hunharca eleştirilen muhacirler.
    kastedilen ülkemizdeki muhacirler, yoksa bu edep adap yoksunlarının umurunda mı suriyeli?
    ellerinde bu dehşetengiz eleştirmekten öte imkan yok, olsa toplu mezarlara gömecekler. zira domuzdan, fareden bile bu kadar tiksinmiyordurlar.
    fikir yoksunları dedim kendi fikirleri olsaydı; yerinde gözlemler yapar, evlerine-çadırlarına konuk olurlar, basının gözüyle ya da başkalarının gördüm duydum dediğiyle ahkam kesmezlerdi. başkalarının fikriyle cellatlık yapmazlardı.
    taksimdeki on-onbeş kendini bilmezi gündemde tutup her gün kin ve öfkelerini sunmazlardı.
    yeri gelince müslümanlıkla caka satıp, yeri gelince gayri islami kesimlerin safında mazlumlara saldırmazlardı.
    kimler olduğunu ve neler yaşadıklarını anlatmaya konuşarak saatler yetmez. yazmak günlerimi alır. kötü örnek örnek teşkil etmez bizim için, bizim yitiğimiz iyi, iyilik ve hikmettir. bulduğumuzda alır kuşanırız.

    suriye(li)leri koruyacağım çünkü,
    1- ırkçılarla asla yan yana gelmeyeceğim.
    2- esadçı aleviler,yerli şebbihalarla asla aynı safa düşmeyeceğim.
    3- islâm'a gizli-açık düşmanlık yapanların ne kalemi ne kurşunu olmayacak ve onlarla bir cenahta bulunmayacağım.
    4- "çok seviyorsanız alın evinizde besleyin" diyen sokakta kalasıca hayvan(!) olmayacağım.
    5- ülke nüfusunun yarısına yakını 1940'lardan sonra gelen muhacirlerden teşekkül olduğu, ve gelenlerin istisnasız hepsinin savaş veya can güvenliği olmadığı gerekçesiyle kaçkın olduğu halde sanki tek savaş kaçkını suriyelilermiş algı oyunlarına gelmeyeceğim.
    6- allah'a iman edip hz.muhammed'e ümmet olanlar kardeşimdir. onlara hep ensar olacağım.
    (turuncuadam 05/01/2019 11:29)
  4. bazen sıfatları tasıyabilmenin de bir deger oldugunu agır bir sorumluluk oldugunu düşünürüm ve suriyeli sıfatının da kendince bir agırlıgı olduguna inanmaktayım
    suriyeli hakkında bir çok sey soylenenebilir bizim duygusal anlamda baktıgımız suriyeli sıfatına layık da olmayabilirler
    ama en nihayetinde karsısında imkanlarıyla duran bizlerin
    suriyeli muhacir in muhacir kalıp kalmadığını düşünmek tartışmak yahut o sıfata degeceklerini degerlendirme merciinin bizim olmadıgını düşünüyorum

    evet bazen bazı şeyleri bilip yapmak nefse agır geliyor niyetini sorguluyorsun ama nefislerimizle degil niyetlerimizle insa edebilmek icin var olmak gerektigini düşünüyorum
    kötülerine dualarla sabırlarla karsılık vermeye çalıstıgım insanlar
    hele avrupadaki hallerini görünce suratına yumrukla girsem hıncımı alamayacagım insanlar ama işte bizim görevimiz yargılamak sorgulamak degil
    bizim görevimiz vermek yasatmak yardım etmek merci ise biz onunla sınanacaksak onlarnda sınandıkları aldıklarıyla ne yaptıkları merci
    alan olmak mı veren olmak mı zor derseniz
    cevabı yüzyıllar öncesinden verilmiş zaten
    ama yine de zor konular vesselam

    (elhân-i tuyûrun 07/01/2019 01:54 ~ 07/01/2019 01:58)
  5. kendilerine muhacir diyenler hangi veriye dayanarak hangi ahlaki seciye ile bunu söylemekteler merak konusu küme. suriye karıştıktan sonra suriyeliler çekirge afeti gibi dünyaya yayıldılar. maddi durumu daha iyi olan avrupa'ya gitti nargile müptelalığını yenemeyen orta sınıf türkiye'de şehirleri istila etti. hangi islami hassasiyetle gelmişler bu ensarlardan birisi desin hele. eset töbe zalim eset öldürüyor iddia bu. ırak'taki kitle imha silahlarının yanına öldürdüklerini gömüyordu demek. eset nusayri şebbiha falan filan esede karşı kurulan özgür suriye ordusu ne? bakın bunu defalarca yazdım dotrak denizinin khalesisi haricinde her sıfatı hatta allahın bütün sıfatlarını üzerinde bulundurduğu iddia edilen bir lider türkçe olarak şu açıklamayı yapmıştı:

    "özgür suriye ordusu terör örgütü falan değil, hatta amerika'nın başında 'birlikte kuralım' dediği bir örgüttür. ılımlı muhaliflerden oluşan direniş hareketidir. biz şimdi onlarla beraber hareket ediyoruz, onlara gerekli desteği veriyoruz."

    devamı da var tabi açıklamanın bir cümle daha durun onu da yazayım sonra sözü kesiyor demesinler devamı şöyle :"niye? kendi topraklarında onları yalnız bırakmamak için."

    evet amerika özgür suriye ordusu kuruyor ve biz de destek veriyoruz. buraya kadar gelen suriyelilerin bir anlaşma ile burada olduklarını anlamamak için kasten türkiye düşmanı olmak gerekir. bu ifade samimi müslümanların kalbinde yer etmez ama türkiye ne ki? allah mı ki oğlum ya kudüs mü hacı türkiye ya ülke işte laik demokratik hukuk devleti. üç sene falan evvel ne kadar sarıklı cübbeli müslüman tipli adam varsa demokrasi tanrısına kurban olabilmek için birbiri ile yarıştı gece sokaklarda yattı demokrasi mitinglerinde kıyama durdu.

    dur ya iş karıştı buralara gelmeyecektik. yoksa birileri birilerine muhacir diyerek kendilerini ensar mertebesine çıkarmış çok mu? bunun neresini düzelteyim fıkrasında yaşadığım için nereden tutsam elimde kalıyor konuya dönelim.

    yani türkiye amerika ile avrupa ile anlaştı. gavurlarla bildiğin. amerika eset'in tepeye tatlı pembiş bombişler atarken eset de rusyaya öpücük attı. bombalar atılırken ama asla ve kat'a amerikanın attığı hiçbir bomba hiçbir masuma denk gelmediği için türkiyede faaliyet gösteren pek meşhur bir yardım kuruluşunun başkanı keşke biraz daha atılsaydı içim soğumadı diye amerika tarafından hortumla transandantal serinletildi (bildiğin erotik işte kibarlığını yesinler saçak) türkiye suriyeye giden demokrasiye yardım ve yataklık ederken can telaşına düşen, ulan amerikaya destek verdik ama burada da batağa saplanırsa yarın yine esetle anlaşırsa diye kaideleri tütmeye başlayanlar buharı sanayi devriminden sonra ikinci kere hareket enerjisine çevirip türkiye'ye geldiler.

    sonra da kendileri muhacir olmuş oldu öyle mi? resulullah fetihten sonra hicret yoktur buyurmuştur. resulullah mekkeyi fethetmiş ve cihat-niyet vardır artık demiştir.

    sende hiç vicdan yok mu saçak? bendeki vicdanın yüzde biri sizde olsa keşke. keşke olsa muhacire ve ensara iftira atmaz gelenlere insan hakları evrensel beyannamesi çerçevisinde bakıyoruz derdiniz. demokrasi ve insan hakları hümanizm ile falan açıklardınız. şunu anlamak çok mu zor? dinlerini yaşabilmek için gelmedi bu insanlar buraya. can güvenliklerinden sebep geldiler. az şey mi? değil. bunu kabul ederim. kabul mercii değilim aynı sizin ensar muhacir uzmanı olmadığınız kadar. gelenlerin kaç tanesi müslüman? buna "bilmem" diyorsanız ensar muhacir muhabbetini bırakıp kendinizce gayret gösterirsiniz olur biter. sevmeyen sevmez bu tabiidir dersiniz. başka endişeleri vardır dersiniz olur biter.
    (sacak alti 07/01/2019 11:57)

mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.