asr suresi

  1. ilk gençliğimizde arkadaşlarla sohbet edip ayrılırken mutlaka okuduğumuz dua.

    bendeki etkisi büyüktür ve hayatın bir nevi sağlaması gibidir.

    bir de bu var acizane karaladığım:

    sabahın erken saatleri. kent ölmüş sanki.şeytan yorgun düşmüş geceden.şeytanlar yorgun düşmüş,kentin etikten yoksun vakit ögüten eğlence(!) merkezlerinde.. susmuş,şeytanları biraraya toplayan tamtam sesleri..bir sessizlik var kentte.huzur veren bir sessizlik..
    bilirsin kaptan! huzur vermez her sessizlik..huzur vermez susuşları şeytana özgü bir sessizlik.sanki devralmış nöbeti..şeytanlar yenilmiş kaptan,geceden yenik düşmüşler ..melekler kazanmış kaptan.melekler sevdiğim yüzlere yansırlar ...melekler,nurdan yaratıklar. seherle birlikte yeryüzüne inerler.
    hey! kaptan! bilirsin mi?
    yatsıdan sonra uyanır ve sabah ezanına kadar dolaşır şeytan, bu kentin sokaklarında.. bu kent tanrı'yı istemez gecelerine.. tanrı'yı unutur bu kent kılıklı insanlar.. şeytanı alırlar koynuna geceden. ve onunla sabahlarlar. şeytan dolaşır kanlarında,aldıkları alkolün de etkisiyle saçmalarlar kaptan!.. şeytanı saklarlar tırnak aralarına. onun şerefine(!) içerler ,korkmadan.utanmadan...
    allah'tan korkmayandan korkarım kaptan! allah seni bırakmasın kaptan,bu kentin tanrıtanımaz vakitlerinde..
    "asr'a yemin olsun ki. insanlar hüsrandadır..."

    yavaş yavaş sahile doğru yürüyorum. (gbkz: yenikapı) tren istasyonunun alt geçidinden geçerken bir topluluk görüyorum köşede, mahzun, mahçup ve biçare.. yaşlı, genç ama hepsi kadın! önce konfeksiyon işçileri sanıyorum.. tam bu sırada beyaz bir minibüs yaklaşıyor ve bir telaş sarıyor yaşlı-genç ama mahzun, biçare ve mahçup yüzleri.. hepsi kadın! ellerinde tuttukları poşetlerden bir şeyler çıkarıyorlar ..
    şok oluyorum birden .. beynim allak bullak. şimşekler çakıyor beynimde. yüreğim değiyor gözlerime ve yağmurlar yağıyor bulutlarımdan. yaş'lanıyor gözlerim.. yaşlanıyorum. meğer bir aşevinin önceden belirlediği yoksul insanlara yemek dağıtımıymış.. poşetlerden tencereler sefer tasları çıkarılıyor utangaç bir şekilde.. hepsi mahçup onlarca insan.. hepsi biçare.. hepsi kadın! erkeklerinin onurunu kurtarmaya çalışan yüreği kocaman varlık.. erkeğine el açtırmayan güzide varlık.. kadın! geceleri etikten yoksun insanların mekanlarında savrulan paralar geldi aklıma.. kirli eğlencelere meze olan kadınlar bir de.. geceleri para savuran insanlarla dolu bu kentin sabahları böyle mi olmalıydı! kaptan,o insanlar sabahın seherinde bir uyanabilselerdi! bir çıkabilselerdi o lanet dünyalarından. bir besmele çekip kalksalardı yataklarından. şeytanı terketselerdi içlerinden. bir uyanabilselerdi kaptan! bir uyanabilselerdi intihar olurdu mavileri, beyazları kara olurdu.karaları azap olurdu kaptan! ölüm pimini çekerlerdi yaşamın.. intihar ederlerdi kendi karasularında.. altın vuruşlarda ararlardı kurtuluşlarını.. bir uyanabilselerdi eğer.
    "asr'a yemin olsun ki. insanlar hüsrandadır..."

    yürüyorum kaptan! yürüyorum... istasyon ile sahil arası yüz metre var ya da yok ama ben hala yürüyorum. allah'ım bu yol neden uzadı bu kadar. neden? daha koşmaya başlamadan ıslandım kaptan. yoruldum. daha maviliklere kavuşmadan turuncular sardı beni... daha yaşamaya başladan öldüm. seher vakti ikindi yaşanır mı kaptan? yaşıyorum işte! bir tutam tebessüm almak varken maviliklerden, turunculara bulandım seher vaktinde. vakit sanki gece olmak vakti.. sanki hüzün d'olmak. güneş tutuldu sanki kaptan!
    "asr'a yemin olsun ki.insanlar hüsrandadır...."

    şimdi sahildeyim.onlarca insan koşuyor, ben de başlıyorum koşmaya. zihnimi boşaltmam lazım, o'nu doldurabilmek için. koşmalıyım yorgun düşene kadar. samatya sularında güneşin doğuşunu seyrediyorum. aslında başka yerlerde batışını seyrediyorum güneşin.. ve yansımalarını; turuncunun. işte o muhteşem görüntü! yavaş yavaş yükseliyor güneş en güzel rengi ile birlikte .. bugün de umut kesilmemiş bizden! hey kaptan! bu ne manzara, ne ihtişam, ne kudret?.. allahuekber! güneşin doğuş törenini izledikten sonra koşmaya devam... ben koşarken dalgalar da kıyıdaki kayalıkları uyandırırcasına yüzünü yıkıyorlar.. güneşle beraber uyandırıyorlar kayalıkları.. yüzünü yıkıyorlar gel-git lerle.. uyku mahmuru gözleri kamaşıyor kayalıkların.. dalgalar yüzünü yıkıyor.dalgalar yüregimi yıkıyor. dalgalar... sınırlarına ne kadar da saygılı....
    koşuyor'um kaptan! tüm gücümü harcıyor'um.. zayıflık, o'nu daha çok hatırlatıyor bana kaptan. sana da. bazen hüzünden kurtulmanın çaresini yorgunlukta buluyorum. yorulup zayıf düşmek. zayıflık, bana o'nu daha çok hatırlatıyor. o ise hüznümü alıyor mutluluğa karşılık. hep zayıf kalmak istiyorum kaptan! güçlü olmak yalnız olmayı gerektirir. ben hep zayıf olmak istiyorum. zayıflıkta anlam vermekten ziyade dile getirmekte zorlandığım garip bir güç var kaptan! zayıflık bir güçtür aslında.. zayıflık, güç!
    "asr'a yemin olsun ki. insanlar hüsrandadır. ancak iman edenler ve doğru olanları yapanlar bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstasna"

    kazlıçeşme'deyim.. burası dönüş noktası. geri dönüyorum az evvel geçtiğim yerleri. gittigim yerlerden dönmek o kadar zor ki! çıktığın basamakları inmek.. benlik kabul etmez geri dönüşleri.. inişleri.. sırf benliği öldürmek için dönüyorum aynı yolları. geçtiğim yerlerden yürümek, bir dostla oturdugum bir çay bahçesine tekrar gitmek bir vefa borcu üzerimde sanki. anılara vefa. mekana vefa.. dostluğa hüzne ve mutluluga vefa. öyle bilirim kaptan. öyle işte..

    hey kaptan! şu yenikapı açıklarında demirleyen gemileri görüyorsun -mu-? hepsi içlerinden terkedilmiş. kendi hallerinde çürümeye bırakılmış hepsi. hey kaptan! sen bırakmazsın beni değil mi? ne olur bırakma beni! inan yaşadığım hayat her şeye ve hiçbir şeye rağmen terkedilesi değil,içten.. içimden terketme beni kaptan! ben mutluyum,yaşadığım acılar,döktügüm yaşlar ve yüreğimde büyüttüğüm gün görmemiş hüzünlerimle .. ben mutluyum kaptan; seninle. ben mutluyum, çok değil ama mutluyum işte! zaten mutluluk arada bir olmalı hayatta. bazen intihar huzur olmalı, ufuklar turuncu olmadan(!).. maviler akmalı kaptan! hep akmalı. hayat da hep akmalı, gökyüzüne doğru. çok değil ama mutluluk da olmalı hayatta. her zaman değil belki ama hiç değilse ikindi vakitleri insanlar hüzün d'olmalı.. turuncu ufku sararken.. ayrılık vakti saati vururken. kıyamete ramak kalmışken..

    "asr'a yemin olsun ki.insanlar hüsrandadır...."
    (#387312) turuncuadam|21/12/2012 23:35 ~ 22/12/2012 00:34|