bekir berk

  1. kefenini yanından ayırmayan avukat.
    "pazartesi İstanbul'da, salı rize'de, çarşamba Çanakkale'de, perşembe sabahı bu havada (kar-tipi-ayaz) bitlis'te"... nerede bir nur davası varsa o duruşmadan bu duruşmaya koşturup duran ve koşarken can verenlerden.

    mahkemelerin birinde bir müdafaa esnasında mahkeme heyeti kürsüye dizilmiştir; hakim-savcı vs... merhum bekir adlî berk beyanda bulunur, anlatır da anlatır... mahkeme heyeti kararı çoktan vermiş, formalitenin bitmesini bekler gibi bir tavırla, uflaya puflaya, kimisi elinde sıkıntıdan kalem sallaya sallaya bekir berk'i dinler.

    bir ara heyetten birisi iyice sıkılır ve bekir ağabey'e "neyine güveniyorsun sen avukat bey?" diye bir soru sorar.

    bekir ağabeyin muhtemelen kafası o anda atar ya da bu adamlara hakikati göstermek adına çantasını açar ve içinden kefenini çıkarıp masanın üzerine atıverir; "işte buna!" der.
    mahkeme heyeti donar kalır.
    muhtemelen neyin ne olduğunu anlamışlardır.

    http://tr.fgulen.com/content/view/15726/13/
    (#47269) kaylûle|24/11/2009 15:58|